Sorunsuz bir sekilde albümleri indirmek isterseniz premium üyelik almaniz tavsiye edilir...

16 Nis 2013

Yahya Kemal Beyatli (1884-1958)

http://t3.pixhost.org/show/3229/16622554_yahya-kemal-beyatli.jpg http://t3.pixhost.org/show/3229/16622555_yahya-kemal-beyatli-1.jpg http://t3.pixhost.org/show/3229/16622556_yahya-kemal-beyatli-2.jpg

2 Aralik 1884'te Üsküp'te dogdu. 1 Kasim 1958'de Istanbul'da yasamini yitirdi. Asil ismi Ahmed Agâh. Üsküp Belediye Baskani Nisli Ibrahim Naci Bey'in oglu. Annesi Nakiye Hanim ise sair Lefkosali Galib'in yegeni. Çocukluk yillari Üsküp'teki siirlerine de yansiyan Rakofça çiftliginde geçti. Ilkögrenimini özel Mekteb-i Edep'te tamamladi. 1892'de Üsküp Idadisi'ne girdi. Bir yandan da Ishak Bey Camii Medresesi'nde Arapça ve Farsça dersleri aldi. 1897'de ailesi Selanik'e tasindi. Annesinin ölmesi, babasinin tekrar evlenmesi yüzünden aile içinde çikan sorunlar nedeniyle Üsküp'e döndü. Tekrar Selanik'e gönderildi. 1902'de Istanbul'a geldi. Vefa Idadisi'ne (lise) devam etti. Jön Türk olma hevesiyle 1903'te Paris'e kaçti. Bir yil kadar Meaux okuluna devam edip Fransizca bilgisini gelistirdi. 1904'te siyasal bigiler yüksek okuluna girdi. Jön Türkler'le iliski kurdu. Ahmet Riza, Abdullah Cevdet, Samipasazade Sezai, Prens Sahabettin gibi dönemin ünlü kisilerini tanidi. Sefik Hüsnü ve Abdülhak Sinasi Hisar'la arkadaslik kurdu. 1912'de Istanbul'a döndü.

1913'te Darüssafaka'da edebiyat ve tarih ögretmenligi yapti. Medresetü'l-Vaizin'de uygarlik tarihi dersi verdi. Mütarekeden sonra Âti, Ileri, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye dergilerinde yazilar yazdi. Arkadaslariyla Dergâh dergisini kurdu. Yazilariyla Milli Mücadele'yi destekledi. 1922'de baris anlasmasi için Lozan'a giden kurulda danisman olarak yer aldi. 1923'te Urfa milletvekili oldu. Cumhuriyet'in kurulmasindan sonra Varsova ve Madrid'de ortaelçisi olarak görevlendirildi. Daha sonra sirasiyla Yozgat, Tekirdag, 1943-1946'da da Istanbul milletvekili oldu. Halkevleri Sanat Danismanligi yapti. 1949'da Pakistan Büyükelçisi iken emekli oldu. Yasaminin son yillarini Istanbul'da Park Otel'de geçirdi. Tutuldugu müzmin barsak kanamasinin tedavisi için 1957'de Paris'e gitti. Bir yil sonra Cerrahpasa Hastanesi'nde ayni hastalik nedeniyle öldü.

Selanik yillarinda Esrar takma adiyla siir yazmaya basladi. Istanbul'da Tevfik Fikret ve Cenap Sahabettin'in siirleriyle tanisti. Irtika ve Mâlumât dergilerinde Agâh Kemal takma adiyla Servet-i Fünun'u destekleyen siirler yazdi. Paris'te Fransiz simgecilerinin siirlerine yakinlik duydu. Fransiz siiriyle kurdugu yakinlik, Türk siirine fakli bir açiyla bakmasini sagladi. Türk siiri ve Türkçe söz sanatlarini inceledi. Misra haysiyetimdir sözüyle siirde dizenin bir iç uyumla, musiki cümlesi halinde kusursuzlastirilmasi gerektigini anlatir. Siirleriyle oldugu kadar siirle ilgili görüsleriyle de büyük yanki uyandirdi. Ona göre divan siiri yigma bir siirdi. Parçacilik ve belirsizlik üzerine kuruluydu. Tanzimat sairleri bu siiri birlestirme çabalarinda yetersiz kalmisti. Servet-i Fünun'cular yapay ve yapmacik bir dille yetinerek öze inememislerdi. Oysa sanatçi kendi ulusunun dilini bulmaliydi. Bati'dan edindigi yüksek begeniyle, Bati siirine öykünmeyen yerli bir siire yöneldi. Biçime agirlik tanidi. Esinlenmenin yerine dil isçiligini getirdi. Arka planinda bir tarih bulunan siirlerinde imgeye de yer vermedi. Dize çalismasindaki titizligi az ve güç yaziyor izlenimi uyandirdi. Yasadigi sürede hiç kitap yayinlamamasi da bu izlenimi pekistirdi. Karsitlari tarafindan esersiz sair olarak adlandirildi. Hemen her kesimden elestiriler aldi.

1918'de Yeni Mecmua'da yayinlanan ürünleriyle büyük ilgi uyandirdi. Daha sonra Edebi Mecmua, Sair, Büyük Mecmua, Sair Nedim, Yarin, Inci, Dergah gibi dergilerdeki siirleriyle kendini yol gösterici olarak kabul ettirdi. Ölümünden sonra yayinlanan eserleri iki bölüm halinde degerlendirilir. Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Siirin Rüzgariyla. Bu iki eser Yahya Kemal'in bas yapitlarini bir araya getirir. Eski Siirin Rüzgariyladaki siirlerden Açik Deniz, Itrî, Erenköyü'nde Bahar, Nazar, Ses, Çin Kâsesi, Deniz Türküsü sairin çok özel ürünleridir. Daha çok Nedîm'den yola çiktigi bu siirlerde, günlük yasamin pariltisini elden çikardigi, dekadan bir girisimin asiri incelikleri ve dil yabancilasmasiyla bir tür resim sanatina yöneldigi görülür. Kendi Gök Kubbemizdeki siirlerde ise temelde bir ask ve Istanbul sairi olarak görünür. Vuslat siiriyle erotik temalari örselemeden siire getirir. Bir yandan da tarih tutusuyla dinci ve milliyetçi bir görünüm kazanmaya baslar. Süleymaniye'de Bayram Sabahi, Ziyaret, Atik Valide'den Inen Sokakta gibi siirleri bu durumun örnekleridir. Düzyazilari Peyam gazetesinde yayinlanan yazilariyla, Çamlar Altinda Sohbetlerden olusur. Bu yazilardan bazilari Süleyman Sadi ya da S.S imzasini tasir. Ayrica Büyük Mecmua ve Dergah'ta söylesiler yapti, elestiriler yazdi, bunlari Hakimiyet-i Milliye gazetesinde sürdürdü. Bitmemis siirlerinin bir bölümü 1976'da Bitmemis Siirler adiyla yayinlandi.


ESERLERI

SIIR
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Siirin Rüzgâriyla (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyis (1963)
Bitmemis Siirler (1976)

Siirleri için bakiniz Siirler

DÜZYAZI
Aziz Istanbul (1964)
Egil Daglar (1966)
Siyasi Hikayeler (1968)
Siyasi ve Edebi Portreler (1968)
Edebiyata Dair (1971)
Çocuklugum Gençligim Siyasi ve Edebi Hatiralarim (1973)
Tarih Musahabeleri (1975)
Mektuplar-Makaleler (1977)

Servet-i Fünûn Hikâyeciligi

Servet-i Fünûn (Edebiyat-i Cedide) Döneminde Hikâye ve Roman
Servet-i Fünûn Hikâyeciligi

Servet-i Fünûn döneminde hikâyede büyük gelisme yasanir. Tanzimat'la edebiyatimiza giren hikâyenin olgun örnekleri bu dönemde verilir. Siirde oldugu gibi hikâyede de bireysel konular islenir. Servet-i Fünûn neslinin içe dönük, karamsar bakisi bu hikâyelere de sinmistir. Kimi hikâyelerde istanbul disinda geçen olaylara de yer verilmekle birlikte hikâyelerde mekân genellikle Istanbul'dur. Yazarlar realizmin etkisiyle yazdiklari hikâyelerde yasadiklari dönemi islemislerdir.

Tanzimat ve Servet-i Fünûn Hikâyeciliginin Karsilastirilmasi

Tanzimat yazarlari hikâyelerde sosyal yarar amaçlamistir. Bu açidan hikâyelerde evlilik sorunlari, gelenek ve töre, batil inançlar, esaret, yanlis Batililasma islenmis, mekan ihmal edilmistir. Edebiyat-i Cedîde döneminde yazarlar, yapitlarinda bireysel duygulari islemisler; ask, kadin, evlilik, tabiat, yalnizlik, hayal-hakikat çatismasindan kaynaklanan ümitsizlik, asiri melankoli, hastalik, karamsar bir bakis açisi gibi bireysel konulara yer vermislerdir. Bu dönem hikâyelerinde sanatçi ruhlu, piyano çalan, yabanci dil bilen kadinlar; sevdali, ince ruhlu âsiklar, Batili tipler görülür. Mekan Istanbul'dur.

Tanzimat hikâyelerinde dil, biraz daha sadedir. Cümleler kisa, açik ve anlasilir özelliktedir. Çünkü bu dönemde düsünce öne çikmis, özentili anlatim arka plana itilmistir. Servet-i Fünûn yazarlari, Sanat, sanat içindir. görüsünü benimsemistir. Bu nedenle onlarin hikâyelerinde dil, süslü ve sanatlidir. Eski sözcükler siklikla kullanilir. Dilde sanat kaygisi agir basar. Ancak bu dil, romanlara göre daha sadedir.

Tanzimat yazarlari Fransiz edebiyatindan etkilenseler de Dogu öyküleme geleneginden kurtulamamistir. Bu nedenle Tanzimat hikâyelerinde yapi, Batili olsa da iç kurgu ve anlatim Dogulu özellikler tasir. Olay ön plandadir. Kisiler siliktir. Hikâyelerde romantizmin etkisi açikça hissedilir. Samipasazade Sezai ile birlikte hikâyelerde realizmin etkisi görülmeye baslar. Servet-i Fünûn döneminde ise geleneksel hikâye tamamen birakilir, Batili tarzda hikâyeler yazilmaya baslanir. Realizmin etkisiyle gerçekçi hayat sahneleri, sosyal yasamdan kesitler hikâyelerde yansitilir. Olay yerine kisilere, onlarin ruhsal durumlarina agirlik verilir. Bu nedenle yazarlar, öykülerindeki kisileri yasadigi toplumdan, kendi çevrelerinden seçmislerdir.

Servet-i Fünûn edebiyatinin en önemli hikayecisi Halit Ziya Usakligil'dir. Sanatçinin hikâyeleri, anlatim ve teknik özellikler bakimindan romanlariyla ayni çizgidedir. Çok kuvvetli iç ve dis gözlem yetenegi olan yazar, hikâyelerini rahat yazar. Bu bakimindan, onun hikâyeleri romanlarina oranla daha dogaldir. Hikâyeleri üslup bakimindan daha zengin, lirizmle iç içedir. Yazarin hikâyelerindeki dili, romanlarindan daha sadedir. Hikâyelerinin konulari millî ve yereldir. Hikâyelerinde halktan kisilere yer verir. Kimi hikâyelerinde mekan olarak Anadolu da yerini almistir. Mahalleye Mevkuf, Dilhos Dadi, Raife Molla, Altin Nine, Keklik Ismail, Kar Yagarken, Ali'nin Arabasi gibi hikâyeleri millî ve mahallî özellikler tasir.

Halit Ziya'nin belli basli hikâyeleri sunlardir Bir Muhtiranin Son Yapraklari, Bir Izdivacin Tarih-i Muasakasi, Heyhat, Solgun Demet, Sepette Bulunmus, Bir Hikâye-i Sevda, Hepsinden Aci, Onu Beklerken, Aska Dair, Ihtiyar Dost, Kadin Pençesi, Izmir Hikâyeleri, Bir Sir'i Hayal

Halit Ziya'dan sonra Servet-i Fünûn toplulugunun bir diger hikayecisi Mehmet Rauf'tur. O, hikâyelerinde ask konusunu islemistir.

Servet-i Fünûn Romaninin Dil ve Anlatim Özellikleri

Tanzimat'la baslayan Türk romani, Servet-i Fünûn döneminde Namik Kemal'in açtigi sanatkârane üslup ile gelisimini devam ettirmistir. Bu dönemde roman, gerek üslup gerekse teknik bakimdan önceki döneme göre büyük gelisim göstermistir. Romanda Tanzimatçilarda görülen kurgu hatalari, üslup eksiklikleri, acemilikler Servet-i Fünûn döneminde kaybolmustur. Roman teknigi modern ve saglamdir. Olaylarin örgüsü, islenisi ve konusmalar basarili biçimde verilmistir. Yazarlar, eserde kisiligini gizlemistir. Batili anlamda Türk romani bu dönemde yazilir.

Servet-i Fünûncular, Tanzimat'la baslayan dilde sadelik anlayisindan uzak durmus, aydin kesim için süslü ve sanatli bir dille eserler vermistir. Onlar estetige önem vermis, bu da beraberinde dil zenginligini getirmistir. Ancak sanatkârane üslup anlayisi eserlerde kullanilan dilin kimi zaman anlasilmaz hâle gelmesine neden olmustur. Sanatçilar duygu ve düsüncelerini anlatmak

için Arapçadan, Farsçadan, Bati edebiyatindan sözcük ve tamlamalar kullanmislardir. Bati edebiyatinin etkisiyle kisa cümleler kurmaya özen göstermislerdir. Yazilarda Fransiz cümle yapisinin etkisi vardir. Söz diziminde yenilikler yapmislar; kesik cümleler kullanmislar, sifatlari ismin sonunda kullanmislar, fiilsiz cümleler olusturmuslar, ve baglacina, ah ve oh gibi ünlemlere cümlelerde bol bol yer vermislerdir.
Servet-i Fünûn Romaninin TemaKonu Özellikleri

Tanzimat sanatçilari devrin kosullari geregi disa dönük sosyal yazarlardir. Yapitlarinda isledikleri konular da yanlis Batililasma, görücü usulüyle evlenme, esaret (kölelik) gibi sosyal konulardir. Servet-i Fünûn sanatçilari ise yasadiklari dönemdeki siyasal baskilar ve sansür nedeniyle bireysel konulara yönelmistir. Bunun sonucu olarak sosyal içerikli temalardan uzak durmuslar; eserlerinde hayâl-hakikat çatismasi, basarisiz asklar, karamsarlik gibi bireysel temalara yönelmislerdir.

Yazar yasadigi toplumdan bagimsiz degildir. Onun, yasadigi toplumun uzak bir sekilde eser vermesi olanaksizdir. Bu açidan her tema yazildigi dönemin zihniyetini, sosyal ve kültürel durumlarini yansitir. Kisacasi yasamin gerçegi ile romanin gerçegi birbiriyle örtüsmez; ancak roman gerçek yasamdan, içinde yasadigi toplumsal, ekonomik ve kültürel ortamdan etkilenir. Üretildigi toplumun yansimalarini içerir. Mai ve Siyah'ta romanin yazildigi dönemin basin hayati, Ask-i Memnu'da Beyoglundaki yasam, eglence merkezleri yer alir. Servet-i Fünûn romaninda, konular Istanbul'daki seçkin kisilerin yasamindan, özellikle Batili çevrelerden alinir. Hayal kirikligi, üzüntü ve basarisiz asklar romanlara konu olur.
Servet-i Fünûn ile Tanzimat Romaninin Karsilastirilmasi

Tanzimat Dönemi'nde yazarlar roman türünün ilk örneklerini vermistir. Bu dönemde yazarlar, romanda belli bir gelismeyi degil, Dogu ve Bati kültürünü birbirine katarak sosyal yarari gözetmistir. Halka seslenebilmek için yazmis, bu yolda meddah agzini kullanmis, ögreticiligi amaçlamistir. Bu açidan Tanzimat romanlari teknik olarak kusurlu; ama bu türü yaygin hâle getirmesi açisindan önemlidir. Yazarlar, romanlarinda halki göz önünde bulundurmus, görüsleriyle kahramanlari üzerinde etkili olmus, romanlarinin olay akisini sik sik keserek okura bilgiler vermistir. Edebiyatimizda Batili anlamda esas roman, Servet-i Fünûn'la baslar. Servet-i Fünûncular realist ve natüralist yazarlari, psikolojik roman çigirini açan yazarlari ve onlarin roman anlayislarini örnek almislardir. Toplumsal yarar içeren sosyal konular (cariyelik, görücü usulüyle evlilik, köle ticareti, yanlis Batililasma vs.) gitmis, kisisel konular, özellikle ask konusu romanlara hakim olmustur.

Tanzimat romanlarinda kisilerin psikolojik çatismalarina çok az yer verildigini, yazarlarin görüslerinin roman kahramanlari üzerinde etkili oldugunu, romanlarda gösterme teknigi yerine öykülemenin agir bastigini önceki ünitemizde islemistik. Bu dönem roman yazarlari daha çok, Dogu edebiyatinin etkisindedir. Tanzimat Dönemi romanlarinda ne canli bir psikoloji ne karakter ne de gerçekçi yasam sahneleri vardir. Bu nedenle yazarlar, tasvir ve tahlilde basarili olamamislardir.

Romanlarda agirlikli olarak kisilerin yasami ve salon hayati islenir. Kisilerin ruh çözümlemelerine, tabiat ve çevre betimlemelerine özen gösterilir. Roman kisileri, romantik yönleri olmakla birlikte genellikle modern yasamin içinden, egitimli, bazen hirsli, bazen isyankar, gelenegin kaliplarini kiran, ümitle bunalim arasi gelgitler yasayan gerçekçi kisilerdir. Bu kisiler karamsar tipler, çapkin ve macera pesinde olanlar, zengin ve Avrupali tipler olarak siniflandirilabilir.

Yazarlar kahramanlarini psikolojik gerçekliklere uygun olarak serbest birakir, okuru, taraf tutmadan kahramanlari anlama ve çözümlemeye yönlendirir. Bunun yaninda yazarlar, romanlarda Bati tarzi hayati ve kahramanlari islemisler, sosyal yasamdan da kuvvetli tiplere ve sahnelere de yer vermislerdir. Örnegin Halit Ziya'nin Mai ve Siyah romanindaki Ahmet Cemil, Ask-i Memnu'daki Firdevs Hanim, Nihal ve Bihter, o devir Istanbul'unda yasamis toplumdan kisilerdir.

Tanzimatta sade dile yönelim vardir. Sinasi ile baslayan dilde sadelesmeyi Ahmet Mithat, uygulamaya çalisir. Fakat özentisiz cümleler kurdugu için bunda basarili olamaz. Samipasazâde Sezai dilde sadelesmeyi savunmakla birlikte sanatli söz söyleme aliskanligindan bütünüyle kurtulamaz. Bu konuda Nabizade Nazim daha basarilidir. Servet-i Fünûn roman ve öykülerinde ise sade dil anlayisi bir kenara birakilmis, son derece süslü ve sanatli, arapça ve farsça sözcüklerle yüklü bir dil kullanilmistir.
Servet-i Fünûn Romancilarinin Etkilendigi Akimlar

Roman, temsil ettigi akima göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre ask romani, toplumsal roman, polisiye roman, macera romani gibi isimler alir. Servet-i Fünûn yazarlari, yakindan takip ettikleri Fransiz yazarlarin etkisiyle realist roman anlayisini benimsemislerdir. Realist romanlar olaylari kisi ve çevreyi gerçekçi bir sekilde anlatir. Yazarlar kendi duygu ve düsüncelerini esere yansitmazlar. Olaylar ve kisiler karsisinda tarafsiz kalirlar. Realist romanlarda eserin üslubu yapmaciksizdir. Servet-i Fünûn yazarlari, romanda realist ve natüralist yazarlari örnek almislardir. Realist romanda gözlem ve arastirma ön planda, his ve hayal unsurlari ise ikinci plandadir. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koydugu sonuçlar önemlidir. Gözlem önemlidir. Yazarlar gerçege uygun çevre betimlemeleri yapmistir. Bu dönem romancilari, esere kendi duygu, düsünce ve hayallerini karistirmaz, kisiligini gizler. Bunun için de olaylari, kisileri iç ve dis özellikleriyle, psikolojik yönleriyle objektif bir sekilde anlatir. Dil ve üslup olaya ve olayin kahramaninin kisiligine uygun olarak kullanilir. Natüralist romanlarda bilime ve arastirmaya daha çok önem verilir. Natüralistler gerçege baglilikta ve sosyal meseleleri arastirmada realistlerden çok daha fazla bilimsel metodlara baglidir. Toplumu âdeta bir laboratuvar olarak düsünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, bilimsel verilere bagli kalarak yazarlar. Servet-i Fünûn yazarlarinin romanlarinda realizm belirgindir. Sanat sanat içindir anlayisindan hareketle sanatçilar dil ve anlatima önem vermislerdir.

Servet-i Fünûn Romancilari

Bu dönemin romancilari Halit Ziya Usakligil, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçin'dir.

Samipasazade Sezai (1860-1936)

http://t2.pixhost.org/show/4679/16622484_samipaazade-sezai.jpg http://t2.pixhost.org/show/4679/16622485_samipasazade.jpg http://t2.pixhost.org/show/4679/16622487_samipashazade_sezai.jpg

http://t2.pixhost.org/show/4679/16622514_1.jpg http://t2.pixhost.org/show/4679/16622515_2.jpg http://t2.pixhost.org/show/4679/16622517_3.jpg http://t2.pixhost.org/show/4679/16622518_kucuk-seyler.jpg

Samipasazade Sezai 1860'ta Istanbul'da dogdu. 26 Nisan 1936'da Istanbul'da yasamini yitirdi. Sergüzest romaninin yazari. Babasi Abdurrahman Sami Pasa'nin konaginda özel ögrenim gördü. 1880'de agabeyi Suphi Pasa'nin basinda oldugu Evkaf Nezareti Mektub-i Kalemi'ne memur olarak girdi. Ertesi yil Londra elçiligi ikinci katipligine atandi. Ingiltere'de kaldigi 4 yil boyunca Ingiliz ve Fransiz edebiyatlarini inceledi. Elçilikteki görevinden Istifa edip Istanbul'a döndü. Istisare Odasina memur oldu. Ilk romani Sergüzest yüzünden göz hapsine alindigini düsünerek 1901'de Paris'e gitti Jön Türkler'e katildi. Mesrutiyet'in ilanina kadar Paris'te kaldi. Ittihat ve Terakki'nin Paris merkezinde görev yapti. Örgütün yayin organi olan Sura-yi Ümmet gazetesinde 2'nci Abdülhamit'in baskici rejimini elestiren yazilar yazdi. 1908'de 2'nci Mesrutiyet'in ilanindan sonra Istanbul'a döndü. 1909'da Madrid Büyükelçiligi'ne atandi. Birinci Dünya Savasi baslayinca Madrit'ten Isviçre'ye geçti, savasin sonuna kadar burada kaldi. 1921'de emekliye ayrildi ve Istanbul'a döndü. Yasaminin son yillarinda kendisine, Büyük Millet Meclisi karariyla Hidamat-i vataniyye tertibinden maas baglandi. Divan edebiyatina karsi çikan Namik Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan gibi yazarlarin etkisiyle Bati edebiyatina yöneldi. Alphonse Daudet'den esinlenerek yazdigi kisa öykülerle Batili anlamda ilk gerçekçi ürünleri verdi. 1874'te Kamer gazetesinde yayinlanan söylev türündeki ilk yazilariyla adini duyurdu. Ilk kitabi 3 perdelik tiyatro oyunu Sir 1879'da basildi. Ilk romani olan ve kendisine büyük ün saglayan Sergüzest Türk edebiyatinda romantizmden gerçekçilige geçisin basarili örneklerinden biri sayilir. Bu romanda bir pasazade ile bir cariyenin ask öyküsü anlatiliir.
ESERLERI

ROMAN
Sergüzest (1889)

ÖYKÜ
Küçük Seyler (1892)

OYUN
Sir (arslan, 1879)

SOHBET-ELESTIRI-ANI
Rumuzu'l- Edeb (1900)
Iclal (1923)

Recaizade Mahmut Ekrem Hayati, Eserleri

16622372_recaizademahmutekrem6.jpg

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)

Recaizade Mahmut Ekrem1 Mart 1847'de Istanbul'da dogdu. 31 Nisan 1914'te Istanbul'da yasamini yitirdi. 19'uncu Yüzyil Osmanli edebiyatinin önemli isimlerinden. Tanzimat'in ilk yillarinda Takvimhane Naziri Recai Efendi'nin oglu. Babasindan Arapça ve Farsça ögrendi. 1858'de ilkögretimini tamamladi. Harbiye Idadisi'ni saglik nedeniyle yarida birakti. 1862'de Hariciye Nezareti Mektub-i Kalemi'ne girdi. 1868'de Surayi Devlet (danistay) muavini oldu. 1874'te Tanzimat ve Nafia Daireleri Basmuavinligi görevine getirildi. Bir yandan da Mekteb-i Mülkiye (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) ve Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) ögretmenlik yapti. Resmi görevle Trablusgarp'a gönderildi. 1908'de 2'nci Mesrutiyet'ten sonra kurulan Kamil Pasa kabinesinde Maarif Naziri oldu. Hayattayken üç oglunun ve özellikle de Nijad'in ölümüyle yikildi. Yasamini yitirdiginde Meclis-i Âyan üyesiydi. Edebiyatla genç yasta ilgilenmeye basladi. Namik Kemal ile tanisti, Encümen-i Suaraya katildi. Ilk yazilari Namik Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde yayanlandi. Namik Kemal'i Avrupa'ya gidisinden sonra gazetenin yönetimini üstlendi. 1870'lerden sonra kendisini tümüyle yazilarina verdi. Bati edebiyatindan çeviriler yapti. 1870'te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871'de ilk siir kitabi Nagme-i Seher yayinlandi. Ölümünden sonra yayinlanan komedisi Çok Bilen Çok Yanilir en yetkin tiyatro oyunu sayilir. Muallim Naci ile yaptigi tartismalarla Edebiyat-i Cedide'nin kurulusuna zemin hazirladi. Sanatta güzellik ilkesine bagli kaldi. Sanat için sanat anlayisini savundu. Dogaya dönük, insani doga içinde ele alan siirler yazdi. Ask ve ölüm temalarini isledi. Eski-yeni edebiyat tartismalarinin merkezinde yer aldi. Edebiyatimizin yenilesme ve gelismesinde önemli katkilari oldu. Tek romani Araba Sevdasi Türk edebiyatinda gerçekçi romanin ilk örneklerinden biri sayilir.
ESERLERI

SIIR
Nagme-i Seher (1871)
Yadigâr-i Sebâb (1873)
Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
Tefekkür (düzyazi ile karisik, 1888)
Pejmürde (düzyazi ile karisik, 1893)
Nijad Ekrem (2 cilt, anilarla birlikte, 1900-1910)
Nefrin (1914)

ROMAN
Araba Sevdasi (1896-1963)

ÖYKÜ
Saime (1888)
Muhsin Bey yahut Sairligin Hazin Bir Neticesi (1890)
Semsa (1895)

OYUN
Afife Anjelik (1870)
Atala yahut Amerikan Vahsileri (1873)
Vuslat yahut Süreksiz Sevinç (1874)
Çok Bilen Çok Yanilir (1916)

DÜZYAZI
Talim-i Edebiyat (1872)
Takdir-i Elhan (1886)
Kudemaden Birkaç Sair (1888)
Takrizat (1896)

Namik Kemal (1840-1888)

16622304_namik-kemal.jpg

Namik Kemal21 Aralik 1840'ta Tekirdag'da dogdu, 2 Aralik 1888'de Sakiz Adasi'nda öldü. Asil adi Mehmed Kemal. Namik adini ona sair Esref Pasa verdi. Babasi, II. Abdülhamid döneminde müneccimbasilik yapmis olan Mustafa Asim Bey. Annesini küçük yasinda yitirince çocuklugunu dedesi Abdüllâtif Pasa'nin yaninda, Rumeli ve Anadolu'nun çesitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel ögrenim gördü. Arapça ve Farsça ögrendi. 18 yasinda Istanbul'a babasinin yanina döndü. 1863'te Babiali Tercüme Odasi'na kâtip olarak girdi. Dört yil çalistigi bu görev sirasinda dönemin önemli düsünür ve sanatçilariyla tanisma olanagi buldu. 1865'te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlilar Cemiyeti adiyla ortaya çikan Ittifak-i Hamiyet adli gizli dernege katildi. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti elestiren yazilar yaziyordu. Gazete, Yeni Osmanlilar Cemiyeti'nin görüsleri dogrultusunda yaptigi yayin nedeniyle 1867'de kapatildi.
Sürgünler dönemi

Namik Kemal, Istanbul'dan uzak olmasi için Erzurum'a vali muavini olarak atandi. Bu göreve gitmeyi erteledi ve Mustafa Fazil Pasa'nin çagrisi üzerine Ziya Pasa'yla birlikte Paris'e kaçti. Bir süre sonra Londra'ya geçerek Mustafa Fazil Pasa'nin parasal destegiyle Ali Suavi'nin Yeni Osmanlilar adina çikardigi Muhbir gazetesinde yazmaya basladi. Ama Ali Suavi'yle anlasamadi, Muhbir'den ayrildi. 1868'de gene Fazil Pasa'nin destegiyle Hürriyet gazetesini çikardi. Çesitli anlasmazliklar yüzünden, Avrupa'da desteksiz kalinca, 1870'te zaptiye naziri Hüsnü Pasa'nin çagrisiyla Istanbul'a döndü. Nuri, Resat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872'de Ibret gazetesini kiraladi. Ayni yil burada çikan bir yazisi üzerine gazete 4 ay kapatildi. Istanbul'dan uzaklastirilmak için Gelibolu mutasarrifligina atandi. Orada yazmaya basladigi Vatan Yahut Silistre oyunu, 1873'te Gedikpasa Tiyatrosu'nda sahnelendi. Oyunu izleyenler galeyana gelip olay çikardi. Namik Kemal birçok arkadasiyla birlikte tutuklandi. Bu kez kalebentlikle Magosa'ya sürgüne gönderildi.
Türk Edebiyati'nda Ilkleri

1876'da I. Mesrutiyet'in ilanindan sonra Istanbul'a döndü. Sura-yi Devlet (Danistay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi'yi (Anayasa) hazirlayan kurulda görev aldi. 1877 Osmanli-Rus Savasi çikinca Meclis-i Mebusan kapatildi, Namik Kemal tutuklandi. Midilli Adasi'na sürüldü. 1879'da Midilli mutasarrifi oldu. Ayni görevle 1884'te Rodos, 1887'de Sakiz Adasi'na gönderildi. Ertesi yil burada öldü ve Gelibolu'da Bolayir'da gömüldü. Siirlerini küçük yaslardan itibaren yazdi. Sinasi'yle tanisincaya degin, siirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenisehirli Avni, Leskofçali Galib gibi sairlerden etkilendi. En önemli özelliklerinden biri, Türk siirini Divan siirinin etkisinden kurtarmaya çalismasi. Vatan Sairi diye de isimlendirildi. Tiyatroya özel bir önem verdi, alti oyun yazdi. Bir yurtseverlik ve kahramanlik oyunu olan Vatan Yahut Silistre, Avrupa'da da ilgi uyandirdi ve bes dile çevrildi. Ilk romani Intibah 1876'da yayinladi. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayi toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalismasinin yani sira, dis dünya betimlemeleriyle de Intibah Türk romaninda bir baslangiç sayilir. Romani ve tiyatroyu toplumsal yasama soktugu gibi, edebiyat elestirisini de Türkiye'ye ilk getiren kisilerden biri oldu. En önemli elestiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip. Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yeri var. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlisi ve ilerici gazetelerinde yazilari yayinlandi. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularina dek çok çesitli alanlarda yazdigi makalelerin sayisi 500 kadar.
ESERLERI

OYUN
Vatan Yahut Silistre (1873, yeni harflerle 1940)
Zavalli Çocuk (1873, yeni harflerle 1940)
Akif Bey (1874, yeni harflerle 1958)
Celaleddin Harzemsah (1885, yeni harflerle 1977)
Kara Bela (1908)

ROMAN
Intibah (1876, yeni harflerle 1944)
Cezmi (1880, yeni harflerle 1963)

ELESTIRI
Tahrib-i Harâbât (1885)
Takip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962)
Irfan Pasa'ya Mektup (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)

TARIHI KITAPLAR
Devr-i Istila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-i Perisan (1872, yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarasi (1874, yeni harflerle 1946)
Osmanli Tarihi (1889, ölümünden sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974)
Büyük Islam Tarihi, (1975, ölümünden sonra)

Mehmet Rauf (1875-1931)

http://t1.pixhost.org/show/4236/16622284_mehmet-rauf-2.jpg http://t1.pixhost.org/show/4236/16622285_mehmet-rauf.jpg

MEHMET RAUF 12 Agustos 1875'te Istanbul'da dogdu. 23 Aralik 1931'de yine Istanbul'da yasamini yitirdi. Türk edebiyatinda psikolojik roman türünün ilk örneklerinden olan Eylül isimli romaniyla taninir. Ilk ve orta ögrenimini Istanbul Balat'taki mahalle mektebiyle, Sogukçesme Askeri Rüsdiyesi'nde yapti. Bahriye mektebini bitirdi, deniz subayi oldu. 1894'te staj için Girit'e, 1895'te Kiel kanalinin açilis töreni için Almanya'ya gönderildi. Trabya'da elçilik gemilerinin irtibat subayligina atandi. Üç kez evlendi. 1908'den sonra bahriyeden ayrilarak sadece yazarlik yapti. 1908-1909 arasinda Mehasin, 1923-1924 arasinda Süs adlarinda iki kadin dergisi yayinladi. Bir süre ticaretle ugrasti. Yasaminin son yillarini yoksulluk içinde geçirdi. Ilk öyküsünü 16 yasinda yazdi. Düsüs isimli bu öykü Halit Ziya Usakligil'in Izmir'de çikardigi Hizmet gazetesinde yayinlandi. Mektep ve Servet-i Fünun dergilerindeki yazilariyla tanindi. Asil ününü Servet-i Fünun'da tefrika edilen Eylül adli romaniyla yapti. 1946'da basilan bu roman, Türk edebiyatindaki ilk psikolojik romandir. Konusu kari-koca-asik üçlü iliskisi olan bu romanda, sade ve akici bir dille ruhsal çözümlemelere yer verdi. Bu basariyi diger eserlerinde yineleyemedi.
ESERLERI

ROMAN
Eylül (1901-1946)
Genç Kiz Kalbi (1914-1946)
Karanfil ve Yasemin (1924)
Son Yildiz (1927)
Kan Damlasi (1928)
Halas (1929)

ÖYKÜ
Ihtizar (1909)
Son Emel (1913)
Bir Askin Tarihi (1915)
Ilk Temas, Ilk Zevk (1922)
Eski Ask Geceleri (1927)

OYUN
Ferdi ve Sürekasi (1909)
Cidal (1911)
Sansar (1920)

DÜZYAZI-SIIR
Siyah Inciler

Hüseyin Cahit Yalçin (1875-1957)

16622243_huseyin-cahit-yalcin.jpg

7 Aralik 1875'te Balikesir'de dogdu. 18 Ekim 1957'de Istanbul'da yasamini yitirdi. Edebiyat-i Cedide akiminin önde gelen isimlerinden. 1895-6'da Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Maarif Nezareti Mektubi Kalemi'nde memur olarak çalisti. 1897'den sonra Vefa ve Mercan idadilerinde Fransizca ve Türkçe ögretmenligi, yöneticilik yapti. Tevfik Fikret'ten sonra Servet-i Fünun dergisinin yönetimini üstlendi. Bir çevirisi nedeniyle yargilanip aklandi ama dergi kapatildi. 1908'de 2'nci Mesrutiyet'in ilanindan sonra Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazim Kadri ile birlikte Tanin Gazetesi'ni çikardi. Ayni yil Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nden Istanbul mebusu seçildi. 1920'de Istanbul'un Ingilizler tarafindan isgalinden sonra tutuklanip Malta Adasi'na sürüldü. 1922'de sürgün dönüsü Tanin'i yeniden çikardi. Cumhuriyet'in ilk yillarinda çikarilan yasalari ve bazi uygulamalari elestirince Istiklal Mahkemesi'nde yargilandi ve beraat etti. 1925'te ikinci kez yargilandi, Çorum'a süresiz sürgüne gönderildi, Tanin gazetesi kapatildi. 1926'da af sonucu cezasi kalkinca Istanbul'a döndü. 1933-1940 arasinda Fikir Hareketleri dergisini çikardi. Atatürk'ün ölümünden sonra tekrar politikaya döndü. 1935-1939 arasinda Çankiri, 1943-1946 arasinda Istanbul milletvekili oldu. 1943-1947 arasinda Tanin gazetesini tekrar yayinladi. Ulus gazetesinde basyazarlik yapti. Ulus'ta yayinlanan bir yazisi nedeniyle dokunulmazligi kaldirildi. 1954'te bu kez Demokrat Parti aleyhindeki yazilari nedeniyle hapse mahkum edildi, ama cumhurbaskani tarafindan affedildi. Ögrencilik yillarinda yazmaya basladi. Yazilari Mütalaa, Tarik, Sabah ve Saadet gibi gazetelerde yayinlandi. Biçim ve öz bakimindan Ahmed Mithad etkisi görülen ilk romani Nadide 1981'de basildi. Ikinci romani Hayal Içindede gerçekçi bir yaklasim temelinde ruhsal çözümlemelere yer verdi. Öykülerinde Istanbul'da yasayan azinliklari, seçkin kisileri anlatti. Servet-i Fünun dergisinin yaninda, Edebiyat-i Cedide Kütüphanesi'nin kurulmasini sagladi. Ayrica Servet-i Fünun karsiti yazarlarla yapilan kalem kavgalarinda hep ön planda yer aldi. Çeviriler yapti, elli kadar eseri Türkçe'ye kazandirdi.
ESERLERI

ROMAN
Nadide (1891)
Hayal Içinde (1901)

ÖYKÜ
Hayat-i Muhayyel (1899)
Niçin Aldatirlarmis (1922)
Hayat-i Hakikiye Sahneleri (1909)

DIGER
Kavgalarim (1910)
Edebi Hatiralar (1935)
Siyasal Anilar (1975)
Talat Pasa (1943)
Türkçe Sarf ve Nahiv (1908)
Benim Görüsümle Olaylar (4 cilt, 1945-47)
Seçme Makaleler (1951)

Halid Ziya Usakligil kimdir, kayati, eserleri...

16622234_halit_ziya_usakligil.jpg

Halid Ziya Usakligil, (d. 1866 - ö. 27 Mart 1945)

Halit Ziya Usakligil Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi yazarlarindan ve Osmanli Imparatorlugu'nun Sultan Resat devri Mabeyn Baskatibi (1909-1912), bunun yani sira Ayan Meclisi üyesi. Ayrica bazi edebi yazilarini Hazine-i Evrak adli dergide Mehmet Halit Ziyaeddin adiyla yayimlamistir. Servet-i Fünun edebiyatinin en büyük nesir ustasi kabul edilir. Ilk büyük Türk romani olarak kabul görmüs Ask-i Memnu'nun yazaridir. 1866'de Istanbul'da dogdu. 27 Mart 1945'te Istanbul'da yasamini yitirdi.

Usakizadeler olarak taninan Istanbullu bir aileden Haci Halit Efendi'nin oglu. Fatih Askeri Rüstiyesi'nde ögrenime basladi. Babasinin isleri bozulunca ailesi Izmir'e tasindi. Izmir Rüstiyesi'ne girdi. Özel Fransizca dersler aldi. Avusturyali Katolik rahiplerin yönettigi Mechitariste Okulu'na devam etti. 1884'te son siniftan ayrilarak babasinin ticarethanesinde çalismaya basladi. Izmir Rüstiyesi'nde Fransizca ögretmenligi yapti. Osmanli Bankasi'nda çalisti. Izmir Idadisi'nde Fransizca ve edebiyat dersleri verdi. 1893'te Istanbul Reji Idaresi'nde Baskatip oldu, Istanbul'a tasindi. 2'nci Mesrutiyet'in ilanindan sonra reji komiserligine getirildi. Darülfünun'da (Istanbul Üniversitesi) Bati edebiyati ve estetik dersleri verdi. 1909'da Ittihat ve Terakki'nin önerisiyle Mabeyn Baskatibi oldu. 1911'de Meclis-i Âyan üyeligine seçildi. Daha sonra üniversiteye döndü. Siyasi görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya'ya gitti. Ittihat ve Terakki'nin iktidardan düsmesinden sonra Reji Idaresi Yönetim Kurulu Baskanligi'na getirildi. Cumhuriyet'ten sonra Yesilköy'deki yalisina çekildi.

Edebiyat yasamina çeviriler ve siirle basladi. Izmir'de 1884-1885 arasinda Nevruz dergisini, 1886'da Hizmet gazetesini çikardi. 1896'da Edebiyat-i Cedide topluluguna katildi. Servet-i Fünun dergisinde kendisine büyük ün saglayan romanlari tefrika halinde yayinlandi. 1901'de yazarligi birakti. Ikinci Mesrutiyet'ten sonra tekrar yazmaya basladi ama 1923'e kadar bunlari yayinlamadi. Izmir'de yazdigi ilk kisa romanlarda acikli, duygusal bir anlatimla karsiliksiz sevgiyi konu aldi. 1895'te yayinlanan Mai ve Siyah romaninda ask serüvenleri ikinci planda kaldi. Sairler, gazeteciler, yazarlar, yayincilar arasinda geçen olaylar çerçevesinde o dönemin basin dünyasini anlatti. 1925'te yayinlanan Ask-i Memnu ilk büyük Türk romani kabul edilir. Saglam bir kurgusu ve teknigi olan bu romanda, genç ve güzel bir kadinin, zengin ama yasli kocasina sadik kalma kararina karsin, elinde olmaksizin yasak bir aska sürüklenmesi, olayin psikolojik nedenleri üzerinde de durularak gerçekçi bir yaklasimla anlatilir. Romanda olay, kisiler arasindaki maddi ve manevi baglantilarla ustaca örülmüs, hareket, betimleme ve ruh çözümlemeleri ölçülü ve dengeli olarak islenmistir.
Halit Ziya Usakligil Hakkinda Küçük Notlar

1. Türk edebiyatinda Batili anlamda ilk romanlari yazan sanatçi olarak kabul edilir.
2. Servet-i Fünun döneminde roman ve hikâye türünün en önemli ismidir.
3. Eserlerinde realizm akiminin etkisi görülür. En ünlü öykülerinden biri olan Kar Yagarken öyküsünde anlattigi 'realizm' bunun bir örnegidir.
4. Dili süslü, sanatli ve agirdir. Ancak yine de dili basariyla kullanir. Alisilmistan farkli bir cümle düzeni vardir. Romanlarinda aydin kisileri anlatir. Romanlari, cumhuriyet dönemimde sadelestirilebilmistir
5. Mai ve Siyah romanindaki Ahmet Cemil karakteri Servet-i Fünun sanatçisini temsil eder. Ruh tahlillerine önem verir. Kahramanlari yasadiklari çevreye uygun olarak anlatir. Romanlarinda yalniz Istanbul'u anlatan sanatçi, hikâyelerinde Anadolu ve köy hayatina, kasabalardaki yasayisa yer vererek Istanbul disina çikmistir.
6. Usak'ta bir okula ismi verilmistir.
7. Atatürk'ün esi Latife Ussaki'nin amcasidir.
8. Mezari Istanbul Bakirköy'de bulunmaktadir.
Halit Ziya Usakligil Eserleri

ROMAN
Nemide (1889)
Bir Ölünün Defteri (1890)
Ferdi ve Sürekasi (1894-1985)
Mai ve Siyah (1895-1988)
Ask-i Memnu (1925-1987)
Kirik Hayatlar(1924-1989)
Sefile (1886)

ÖYKÜ
Bir Izdivacin Tarih-i Muâsakasi (1889)
Bir Muhtiranin Son Yapraklari (1889)
Küçük Fikralar (3 Cilt) (1896)
Bir Yazin Tarihi (1898-1988)
Solgun Demet (1901)
Sepette Bulunmus (1920)
Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987)
Hepsinden Aci (1934-1984)
Onu Beklerken (1935-1940)
Aska Dair (1935-1986)
Ihtiyar Dost (1939)
Kadin Pençesi (1039-1987)
Izmir Hikâyeleri (1950)

ANILAR
Kirk Yil (1936-1969)
Bir Aci Hikaye (1942)
Saray ve Ötesi (1942-1981)

DENEME
Fransiz Edebiyatinin Numune ve Tarihi (1885)
Hikaye ve Temasa (1889)
Yunan Edebiyati (1912)
Latin Edebiyati (1912)
Alman Tarihi Edebiyati (1912)
Fransiz Tarihi Edebiyati (1912)
Sanata Dair (1938-1955)

OYUN
Kabus (1959)

Fecri Ati Edebiyati (1909-1912)

Fecri Ati Edebiyati (1909-1912)

Fecri Ati Edebiyati Özellikleri, Temsilcileri, Fecr-i Ati Siiri

24 Temmuz 1908'de ilan edilen II. Mesrutiyet'ten sonra ülkede canli ve hareketli bir edebiyat hayati baslamistir. Edebiyatta ki bu canlilik aslinda ülkede II.Mesrutiyet'in getirdigi özgürlük ortami içinde her türlü fikrin serbestçe tartisilabilir hale gelmis olmasindandir. II.Mesrutiyet'in ilanindan sonraki devirde edebiyatimiz biraz da Abdülhamid'in baskili rejiminden kurtularak imparatorlugu çepeçevre saran siyasi olaylarin içine girmistir.

Bu yillarin edebiyat ortaminda edebiyata hevesli Istanbul gençlerinden bir grup 1909 da Fecr-i Ati adinda bir topluluk kurarlar. Ülküleri Servet-i Fünun topluluguna benzeyen fakat onlardan daha ileri bir edebiyat toplulugu meydana getirmektir. Bunlarda tipki Edebiyati Cedideciler gibi Servet-i Fünun dergisini kendi eser ve görüslerini yazacak bir organ saymislar,edebiyatta yapmak istediklerini de bir bildiri ile açiklamislardir.

Bu bildiride yeni görüsün hangi prensiplere sahip oldugu ve çizilmis bir hedefe benzer hususlar yoktur. Edebi bir görüsün belirtilmesinden çok,genç edebiyatçilarin birlikte hareket edecekleri ve topluca çalisip yazacaklari açiklanmistir.Önemli bir prensip ortaya koyamayan ve Servet-i Fünuncular kadar etkili bir ekol olamayan Fecri Ati toplulugunun daha sonralari ortaya çikan gaye ve prensibi söyle özetlenebilir Sanat,sahsi ve muhteremdir.

Ne var ki toplulugun üyelerinin hem yas olarak çok genç olmalari,hem kültür yönünden oldukça zayif bulunmalari,hem de edebiyatimizda yeni bir çigir açacak önemli prensipler ortaya koyamamis bulunmalari yüzünden Milli Edebiyat Hareketi'ni savunanlarca çok kolay bertaraf edilmislerdir.Zaten Fecri Ati toplulugu varliklarini gösterebilmek için sik sik kendilerinden öncekileri hirpalayan elestiriler kaleme almaktan, Edebiyati Cedideciler'in dil anlayislarini sürdürüp bazi bati örnekleri teklifinden baska önemli bir rol oynayamamislardir.

Ali Canip Yöntem'in o zaman Selanik'te toplulugun muhabir azasi olmasina ragmen, onlarin fikirlerini de elestirmesi belli bir edebi görüs birliginin Kurulmamis oldugunu gösterir.Bu yüzden Fecri Aticiler daha fazla dayanamayip iki yil sonra Balkan Savasi içinde dagilmislardir.

Fecri Ati toplulugunun yazarlari sunlardir Celal Sahir, Ahmet Hasim, Emin Bülent, Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Mehmet Behçet, Faik Ali, Refik Halit,Yakup Kadri, Hamdullah Suphi, Fazil Ahmet, Sahabettin Süleyman...

Sonuç olarak bu topluluktan edebiyat tarihimize önemli bir ekol degil, bir kaç tane isim kalmistir. Yakup Kadri, Refik Halit, Ahmet Hasim ve Fuat Köprülü.Bunlardan Ahmet Hasim disinda digerleri Milli Edebiyat akiminin önemli ölçüde etkisi altinda kalarak, yazi hayatina devam etmislerdir. Bilhassa Fuat Köprülü, daha sonralari yaptigi ilmi arastirmalarla Milli Edebiyat hareketinin aydinlanip yayilmasina önemli katkilarda bulunmustur.
Fecr-i Ati Edebiyatinin Özellikleri

- 20 Mart 1909'da Hilal Matbaasi'nda toplanan Sahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Fuat, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket baslatmayi planlar. Ahmet Hasim de bu harekete katilir. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Subat 1910'da yayimlanir. Fecr-i Ati edebiyati, II. Mesrutiyet'in ilanindan sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayimlanan bir bildiriyle baslar.

- Edebiyatimizda ilk edebi bildiriyi (manifesto beyanname) yayimlayan topluluktur.

- Edebiyatimizda ilk edebî topluluktur.

-Servet-i Fünûn edebiyatina tepki olarak dogmustur.

- Sanat sahsi ve muhteremdir. (Sanat kisisel ve saygiya degerdir) görüsüne baglidirlar.

- Edebiyat ciddi ve önemli bir istir, bunun halka anlatilmasi lazimdir. görüsüne sahiptirler.

- Batidaki benzerleri gibi dil, edebiyat ve sanatin gelismesine, ilerlemesine hizmet etmek; gençleri bir araya getirmek; seviyeli fikir münakasalariyla halki aydinlatmak; degerli ve önemli yabanci eserleri Türkçeye kazandirmak; Batidaki benzer topuluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatini Bati edebiyatina yaklastirmak, Bati edebiyatini Türk edebiyatina tanitmak amacindadirlar.

- Servet-i Fünûn'a bir tepki olarak ortaya çikmasina ragmen, siir sahasinda bu edebiyatin özelliklerini sürdürürler.

- Siirlerinde isledikleri baslica temalar tabiat ve asktir.

- Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve subjektiftir.

- Dil bakimindan Servet-i Fünûn'un devamidir. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapali bir siir dili olusturmuslardir.

- Aruz veznini kullanarak serbest müstezat türünü daha da gelistirmislerdir.

- Fecr-i Aticiler tiyatro ile yakindan ilgilenmislerdir.

- Siirde özellikle Sembolizmin etkisi söz konusudur. Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich Ibsen örnek alinir.

- Belli bir sanat anlayisinda, belli deger ölçüleri etrafinda birlesmeyi degil, ferdi hürriyeti ve bunun sonucu olarak da çesitliligi savunduklari için kisa sürede dagilmislardir.

- Dagilmalarinda özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in çikardiklari Genç Kalemler dergisi etkilidir. Yani Milli Edebiyat hareketinin baslamasi Fecr-i Ati'yi bitirir.

- Fecr-i Ati, Edebiyat-i Cedide ile Milli Edebiyat arasinda bir köprü görevi görür.

-Fecr-i Ati'nin en önemli temsilcisi Ahmet Hasim'dir.

- Fecr-i Ati Beyannamesine imza atanlar Ahmet Hasim, Ahmet Samim, Emin Bülent (Serdaroglu), Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir (Erozan), Doktor Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi (Tanriöver), Refik Halit (Karay), Sahabettin Süleyman, Abdülhak Hayri, Izzet Melih (Devrim), Ali Canip (Yöntem), Ali Süha (Delibasi), Faik Ali (Ozansoy), Fazil Ahmet (Aykaç), Mehmet Behçet (Yazar), Mehmet Rüstü, Mehmet Fuat (Köprülü), Müfit Ratib, Yakup Kadri (Karaosmanoglu), Ibrahim Alaattin.

- Milli Edebiyat'in baslamasiyla Hamdullah Suphi, Ali Canib ve Celal Sahir'in bu harekete katilmalariyla topluluk 1912'de dagilmistir. Yalnizca Ahmet Hasim Fecr-i Ati edebiyatinin temel ilkelerine bagli kalmis ve Milli edebiyat hareketine katilmamistir.

- Fecri Ati'nin görüslerini, Yakup Kadri, Celal Sahir, Ahmet Hasim, Müfit Ratip, Mehmet Fuat ve Ali Canib Resimli Kitap adli dergide; Mehmet Rauf, Hüseyin Suat ve Raif Necdet de elestirilere Servet-i Fünûn'da cevap verdiler.

Cenap Sahabettin (1870-1934)

16622189_cenap_sahabettin.jpg

Cenap Sahabettin1870'te Manastir'da dogdu. 12 Subat 1934'te Istanbul'da yasamini yitirdi. Babasinin Plevne'de sehit düsmesinden sonra ailesiyle Istanbul'a geldi. Ilkögrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebi'nde yapti. Gülhane Askeri Rüsdiyesi'ni bitirdi. Tibbiye Idadisi'nden sonra Askeri Tibbiye'den mezun oldu. Hekim yüzbasi oldu. Paris'te 4 yil cilt hastaliklari ihtisasi yapti. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde'de karantina hekimligi, sihhiye müfettisligi yapti. 1914'te emekliye ayrildi. Darülfünûn'da Türk Edebiyati Tarihi dersleri okuttu. Kurtulus Savasi sirasinda Kuva-yi Milliye'ye karsi olumsuz tutumu nedeniyle ögrencileri tarafindan istifaya zorlandi. Daha sonra cumhuriyeti destekledi ama yalnizliktan kurtulamadi. Ilk siiri 1885'te daha ögrencilik yillarinda Saadet gazetesinde yayimlandi. Önceleri Muallim Naci'nin etkisiyle divan türü siirle ugrasti. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan'dan etkilenerek Bati tarzi siire yöneldi. Servet-i Fünun dergisinde siirleri yayimlandi. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Usakligil'le birlikte Servet-i Fünun edebiyatinin 3 önemli isminden biri oldu. Gelenekçi sairlerin en çok saldirdigi yenilikçi sairdi. Diger Servet-i Fünun'cularin tersine bireysel siiri tercih etti. Edebiyat-i Cedide'nin en asiri örneklerini verdi. Siire nesir-musikisi dedi. Siirlerinde kullandigi Sâât-i semenfâm, çeng-i müzehhep, nay-i zümürrüt gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasinda önemli tartismalar yaratti. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayi savundu. Bu tarzda yazdigi en iyi iki örnek Yakazat-i Leyliye ve Elhan-i Sita siirleridir.

ESERLERI

Siir
Tâmât (1887)
Seçme Siirleri (1934, ölümünden sonra)
Bütün Siirleri (1984, ölümünden sonra)
Terâne-i Mehtap

Tiyatro
Körebe (1917)
Küçük Beyler
Yalan

Düzyazi
Hac Yolunda (1909)
Evrak-i Eyyam (1915)
Afak-i Irak (1917)
Avrupa Mektuplari (1919)
Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918)
Vilyam Sekispiyer(1932)
Tiryaki sözleri (ÖZDEYISLER)
Suriye Mektuplari




Cenap Sahabettin Siirlerinden Örnekler

Elhan-i Sita (Kis Nagmeleri)...
Bir beyaz lerze, bir dumanli uçus,
Esini gaib eyleyen bir kus
gibi kar
Geçen eyyâm-i nev-bahâri arar.

Ey kulûbun sürûd-i seydâsi,
Ey kebûterlerin nesîdeleri,
O bahârin bu iste ferdâsi:
Kapladi bir derin sükûta yeri
karlar
Ki hamûsâne dem-be-dem aglar.

Ey uçarken düsüp ölen kelebek,
Bir beyaz rîse-i cenâh-i melek
gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar.

Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacik bir çiçekli yelpâze
Na'sin üstünde simdi ey mürde
Basladi parça parça pervâze
karlar
Ki semâdan düser düser aglar.

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuslar;
Küçücük, ser-sefîd baykuslar
gibi kar
Sizi dallarda lânelerde arar.

Gittiniz, gittiniz ey mürgan,
Simdi bos kaldi ser-te-ser yuvalar,
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan:-
Son kalan mâi tüyler kovalar
karlar
Ki havâda uçar uçar aglar.

On Ölüm Sarkisi...
Rüzgar degmez oldu artik yüzüme
Gün isigi kapima bos yere gelir;
Kötü bir düs gibi dolar gözüme
Bu toprak bana dag, size tepedir!
Toprak yukarda, gül, asagida yilan!
Elimde kelepçe, gözümde burgu!
Toprak, kemigimden etimi soyan
Hirsiz, kanli katil, kefen soyucu!
Bütün uzuvlarim bana darilmis
Kulagim unutmus artik sesimi;
Hepsi ayri ayri hayale dalmis
Bu omuz, bu ayak bu el benim mi?
Girdigim çukurdan iki facia:
Burda karinca dev, insan noktadir;
Topragin altinda bir zaman daha
Tirnaklar ve saçlar uzamaktadir!
Ölüler, ölüler, kosun imdada!
Ölüler, sizin en yoksulunuzum!
Ölüler, kosun ki öbür dünyada
Topraktan bir sema ile mahpusum!
Yagmur çisil çisil üstüme yagar.
Tabiat kardesim yasima ortak;
Sehrin üzerinde uçan bulutlar
Serviler ucunda sallanan bayrak!
   

Hakikat-i Sevdâ...
Bir süphe-i hissiyye ile dalgalanir dil;
Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde;
Insan bütün ahzân ü meserrâta muâdil
Bir tatli dönüs hisseder âvâre serinde

Her cevf-i hayâtî, sevilen seyden ibaret
Bir lem'a-i nev, sasaasiyla eder ihfâ;
Bir berk arkasindan ederek ömrü temâsâ
Bin müddet için göz kamasir... Iste muhabbet!

Pek bostur o his, lakin o boslukla dolar dil;
Âfâk-i hayatiyyedeki cevfi o örter;
Herkes hep o boslukta arar bir tutacak yer
Pîrâmen-i ömründeki girdâba mukâbil

Sevdâya mukabil duyulur ruhta her gâh
Bir def-i peyâpey ile bir cezb-i peyâpey;
Bir istiyor insan onu, bir istemiyor... Âh
Sevmek bile dogmak gibi, ölmek gibi bir sey!


Senin Için...
Sesin isler gibi bir suh kanat gamlanma
Seni dinlerken olur kalbim uçan kuslara es,
Gün batarken sanirim gölgeni bir baska günes;
Sarisinlik getirir gözlerin aksamlarima...

Doguyor ömrüme bir yirmi sekiz yas günesi
Bir kus oksar gibi sen saçlarimi oksarken.
Koklarim ellerim gülleri koklar gibi ben;
Avucundan alirim kis günü bir yaz atesi.

Gönlüme avdet eder her unutulmus nisan
Ne zaman gençligini yolda hirâman görsem.
Eskiden pembe dudaklarda dagilmis busem
Toplanir leblerime, bir gece dargin olursan.

Ahmet Hasim, hayati, eserleri...

16622020_ahmet_hasim.jpg

1884'te Bagdat'ta dogdu, 1933'te Istanbul'da yasamini yitirdi. Fizan Mutasarrifi Arif Hikmet Bey'in oglu. Çocuklugu Bagdat'ta geçti. 12 yasinda annesinin ölümü üzerine babasiyla birlikte Istanbul'a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatili okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoglu'nun ögrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji Idaresi'nde çalisti. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye basladi. Izmir Sultanisi Fransizca ögretmenligine atandi. Hukuk egitimini birakip Izmir'e gitti. 1912-1914 arasinda Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yapti. 1. Dünya Savasi yillarini Çanakkale ve Izmir'de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra Istanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik ve mitoloji ögretmenligi yapti. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi'nde Fransizca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye Idaresi'nde, Osmanli Bankasi'nda çalisti. Aksam ve Ikdam gazetelerinde köse yazilari yazdi.

1928'de böbrek rahatsizliginin tedavisi için yurtdisina gitti ama iyilesemeden döndü. Siire lise ögrenciligi yillarinda basladi. Ilk siirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Sahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür.

Bilinen ilk siiri "Hayal-i Askim"da bu yönelmelere ragmen yeni bir sanat yönelimi oldugu dikkat çeker. Gençlik siirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Asiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayinlandi. Bu siirleri kitaplarina almadi. 2. Mesrutiyet'in yazinsal karmasa ortaminda onun siiri ayri bir ses olarak kendisini gösterdi.

1921'de basilan ilk siir kitabi "Göl Saatleri"nin basindaki küçük manzumeler, bu dönemin asil eserleridir. Izlenimci ressam etüdlerini andiran bu siirlerle Ahmed Hasim, doganin özünü sizdirmak ister gibidir.

Siiri, bir yandan Verlaine müzigine yaklasirken, bir yandan Seyh Gâlib'in pariltisini tasir. "Göl Saatleri", "Göl Kuslari", "Serbest Müstezatlar" ve "Muhtelif Siirler" olmak üzere dört bölümden olusan bu kitap Türk siirinin Yahya Kemal Beyatli'dan sonraki ikinci kanadini kurar. Beyatli'nin genis kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu siirine karsilik Hasim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayi tercih eder.

Ikinci ve son siir kitabi "Piyale"nin girisinde "Siir Hakkinda Bazi Mülahazalar" bölümünde siirle ilgili görüslerini açiklar: Sair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konusmayi sanat haline getirmis bir kisi, ne de bir yasak koyucudur. Sairin dili, düzyazi gibi anlasilmak için degil, hissedilmek için yaratilmis, müzik ile söz arasinda, ama sözden çok müzige yakin ortalama bir dildir. Düzyazida anlatimi yaratan ögeler siir için sözkonusu olamaz. Düzyazi us ve mantik dogrur, siir ise algi bölümleri disinda isimsiz bir kaynaktir. Gizlige, bilinmezlige gömülmüstür. Sairin dili, duyumlarin yari aydinlik sinirlarinda yakalanabilir. Anlam bulmak için siiri desmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Siirde önemli olan sözcügün anlami degil, siir içindeki söylenis degeridir. Siiri ortak bir dil olarak düsünenler bos bir hayal kuruyor demektir.

"Piyale" kitabindaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" siirleri, bu görüsleri yansitan ve Türk edebiyatinda görülmemis bir siirselligi ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Hasim'e saldirilar artti. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarina ilgisizlikle suçlandi. Yine de siirleriyle 20'nci yüzyilin ilk çeyregini etkilemeyi basardi.
Ahmet Hâsim (özet):

.Fecr-i Âti toplulugunun en güçlü sairidir.
.Siirlerinde musiki de vardir.
.Empresyonizm ve sembolizmin etkisiyle siirler yazar.
.Ona göre siir, anlamin ve ahengin uyumundan dogar.
.Ahenk kavramina büyük önem verir.
.Sanatçiya göre gerçek siir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir siirdir.
.Aruz ölçüsüyle yazan sair, Arapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.
.Hasim, anlamca kapali olan siirleri sever.
.Serbest müstezata ilgi duyar. Hasim'e göre siirlerde "açiklik" ve "fikir" gereksizdir. Siir, anlamini okuyucudan almalidir. Okuyucu kendi gücü oraninda yorum yapmalidir.
."Piyâle" Hasim'in olgunluk dönemi siirlerini kapsamaktadir.
.Bu dönemde hayat ve kadin karsisinda kendisini yalnizlik içinde bulan sanatçinin ruh yansimalari vardir.
.Ahmet Hasim, hece ölçüsünü musiki açisindan yeterli görmez, serbest müstezati Servet-i Fünûnculardan daha rahat kullanir.
.Siirlerinde tasvire yer veren sanatçi sifatlari da çok kullanir.
.Sembolizmin ahenk ve anlam kapaliligi ilkesinden; empresyonizmin izlenimlerinden yararlanir.
.Sanatçi, toplumsal sorunlara ilgisizdir. Siirlerinin konusunu hüzün, yalnizlik, ölüm, ask gibi bireysel konular olusturur.
.Hasim'e göre siir, musiki ile söz arasinda; fakat sözden çok musikiye yakin bir dildir. Siirlerin, açik ve anlasilir olmasina karsidir. Hasim; sari, kirmizi, siyah renkleri kullanir.
.Siirlerinde duygusalliga anlam kargasaligina önem veren sanatçi nesirlerinde açik, yalin, anlasilir bir üslupla karsimiza çikar. Sanatçinin fikralari, edebi tenkitleri, gezi yazilari vardir. Ayrica nesirlerinde sosyal konulara da agirlik verir.


Ahmet Hasim Bey Hayatini Anlatiyor...

Göl Saatleri sairi bir hafta evvel söz vermisti. Yalniz nerede bulusabilecegimizin tayinini bana birakiyordu.
- Mesela matbaada görüsebiliriz. Her gün Ikdam'dayim, dört ile bes arasinda.
Bir gazetecinin gündelik hayatinda bu saatlerin nasil dakikasi dakikasina taksim edilmis oldugunu Ahmet Hasim Bey, bilmez degildi. Fakat ne yapsin ki onun da baska zamani yoktu. Geçen aksam Ankara caddesinde karsilastigimiz zaman hatirlattim:
- Hasim Bey, bugün, mutlaka sizi görmeliyim.
Bermutat[1], "hay hay olur ne zaman isterseniz" deyip geçecekti. Fakat o kadar israr ettim ki:
- Durun öyle ise. demeye mecbur oldu. Bu aksam saat yedi buçukta Lebon'da olmaz mi?
Tam vaktinde Lebon'da idim. Hasim Bey beni görür görmez saatine bakti:
- Tam yirmi dakika vaktim var.
Cevap verdim.
- O kadar sürmez bile.
-O halde, bekliyorum.
- Ne soracagimizi tahmin etmediniz mi?
- Tahmin ettim ama, ihtiyaten[2] sormayi tercih ederim. O zamana kadar ben de cevabini hazirlarim.
- Peki üstad. dedim. Mesela yaziya nasil basladiginizi hikâye edebilirsiniz.
Çorak sanat sofrasinda bize ilk atesîn Piyale'yi sunan sair, bu sualimi dudaklarinda gizli bir tebessümle dinledikten sonra dedi ki:
- Ben edebiyata, alayla basladim. Bakin size anlatayim. Küçükken edebiyat denilen "sey"i sevmezdim, siirden filan âdeta igrenirdim. Akrabadan bir süvari zabiti vardi. Muharebede öldü zavalli; o zamanlar, daha mektepte idi. Koltugunda bir sürü kitapla hafta baslarinda bizim eve gelirdi, bu kitaplar arasinda Naci ve emsalinin[3] siirleri de vardi. Ben, bunlari her görüsümde:
- Ugrasacak baska bir sey bulamadin mi? diye zavalliya takilirdim. Sonra o orduya gitti. Kitaplari bize kaldi. Bir gün, nasilsa merak ederek içlerinden bir tanesini elime aldim. Surasina burasina göz atarken tuhaf bir alâka ile okumaya basladim. Sonra, nasil bir bos dakikamda bilmiyorum, onlara benzer bir sey yazmak arzusu içimde uyaniverdi. Ve bir siir yazdim. Bu benim ilk siirimdi. Fakat, bir anda o kadar saçma ve mânâsiz buldum ki, akabinde mektepte çekmeceye attim. Bir gün, arkadaslardan biri çekmecemi karistirirken bu saçmayi bulmus ve benden habersiz, o zamanlar yeni intisar etmeye baslayan Mecmua-i Edebiye ismindeki risaleye göndermis. Birkaç gün sora idi mecmuanin bir nüshasi elime geçti.
A. tuhaf sey. muhaberât-i aleniye[4] kisminda benim ismim: "Ahmet Hasim Efendi'ye" tarzinda bir mukaddime[5], sonra da manzumenizi pek begendik. Gelecek nüshamizda nesre baslayacagiz! Kabilinden birkaç söz. Hayretler içinde kaldim. Siirle mesgul olabilecegime bizzat kendim bile inanmiyordum. O zaman Galatasaray'da Ziya Bey isminde bir Fransizca hocamiz vardi. Nasilsa kulagina çalinmis. Bir gün beni derse kaldirdi.
- Hasim Efendi, dedi, sen siir yaziyormussun!
Kipkirmizi oldum. Gûyâ, sâyân-i hicab bir hareket yapmistim. Derhal inkâr ettim:
- Hayir efendim.
Ziya Bey, buna inanmadi. Fakat inanmis görünerek:
- Ben senin daha ciddi seylerle mesgul olmani arzu ederdim, dedi.
Bu bana uzun müddet için ders oldu. Tamam üç sene sairligi biraktim. Mekteb-i Sultanî'nin ikinci sinifina geçtigim zaman, hastalik tekrar nüksetti[6]. O tarihte postahane yaninda, Babikyan isminde bir kitapçi vardi. Ara sira, gider kitap filan alirdim. Bir gün yine oradan geçerken camekânda gözüme ilisti: Bu Sembolist Fransiz sairlerinin müntehap eserlerinden mürekkep bir kitapti, ismi de Bugünkü Sairler. (Les poètes d'aujourd'hui).
Henri de Régnier'nin, Verhaeren'in ve diger muasir sanatkârlarin eserlerinden en güzel parçalari bir araya toplayan bu kitaba derhal alâkadar oldum ve derhal parasini verip bir tane satin aldim. Bu yepyeni siir âlemi, benim üzerimde müthis bir tesir yapti. O kadar ki kitabi elimden birakmaz olmustum. Dershanede, sokakta, evde hep bu kitap. Dedim ya, yeniden siire baslamistim. "Si'r-i Kamer"i bugünlerde yazdim fakat çok geçmeden onu da begenmez oldum. Fransiz serbest nazim usulünü Türkçeye tatbik etmeye özeniyordum. Bu tarzda yazdigim birkaç siir, o sirada bazi kimselerin nazar-i dikkatini celbetmis. Bu alâka beni siire ve sanata daha ciddi surette bagladi
Siirle istigalimden bir iki sene sonra Mesrutiyet ilan edildi. Benim neslimden gençler gülünç bir isim altinda bir edebî taazzuv[7] vücuda getirmislerdi. Ben, vâkia o taazzuva kendimi tamamen baglamis degildim. Fakat bütün oradakiler benim arkadasimdi.
- Üstad, dedim, Fecr-i Âti'yi kastediyorsunuz galiba.
Hasim Bey, müstehziyane[8] devam etti.
- Evet, Fecr-i Âti. dedigim gibi. Ben bu fecr-i kâzibe[9] kendimi kaptirmadim. Yalniz, bu zümre ile kisaca alâkadar oldum. Bu alâkadarligimin en büyük mükâfati da bana Yakup Kadri ile tanismak vesilesini vermis olmasidir.
Dedim ki:
- Ya Piyale üstad?.. Hepimizi mesteden Piyale'leden bahsetmediniz.
- Piyale'den evvel Göl Saatleri'ni yazmistim. Izmir'de bulundugum siralarda idi. Bazi yaz aksamlari, Halkapinar taraflarina giderdim. Orasi birçok su birikintileri, sazlarla dolu idi. Yavru kuslar, gelir o sazlarin üzerine konar ötüsürlerdi. Bu manzara üzerimde tesirini yapmaya baslamisti. Her tenezzüh[10]te Göl Saatleri'nin misraini hayalimde yapmak suretiyle iki ay içinde manzumemi ikmâl ettim.
Piyale ise bes alti sene sonra yazilmis siirlerim bir araya getirilerek kitap halinde nesredildi. Piyale'nin baslica kismi lisanin Türkçelesmesine dogru baslayan makul hareketin tesiri altinda vücuda getirilmis siirlerdir.
- Nasil yazarsiniz, Hasim Bey?
Göl Saatleri sairi, durgun ve lâkayddi.
- Ben, dedi, siiri hiçbir zaman ciddi bir is olarak telâkki[11] etmedim. Ara sira ve ancak kendimi yazmaya meyyal hissetigim zamanlar yazi yazarim. Ve bunun içindir ki müskilâta dûçâr[12] olmam. Bazen dört misrai dört senede bitirdigim vâkidir. Misralar, senelere taksim edilince, görürsünüz ki yorgunluk çok degildir. Mamafih, yazinin güç bir sanat oldugunu, ugrastirici ve müskil bir is oldugunu itiraf etmeliyim.
- Kimleri begenirsiniz?
Hasim Bey tereddütsüz cevap verdi:
- Yakup kadri ve Falih Rifki'nin lisanindan baskalarini begenmem. Bunlar, bana lisanimdan zevk almam için kâfi geliyor.
Son zamanlarda ismi taninmaya baslayan Kara Davud müellifi Nizamettin Bey'in de Türkçesinin hosuma gittigini söylemeliyim. Eskiler mi dediniz?
Eskileri bilâ-istisna[13] begenirim. Hepsinde ayri ayri güzellikler ve fevkaladelikler buldum.
Soruyorsunuz: Gürültü arasinda yazi yazabilir miyim? Azizim. Eger bu gürültü hosuma giden bir gürültü degilse hiç alâkadar olmam. Önümdeki yazi ile mesgul olmaktan beni ayiran gürültü, mutlaka merakimi tahrik etmis demektir.
Hasim Bey burada tekrar saatine bakti: Bunu "Vapura ancak yetisebilecegim" demek oldugunu anlamamak imkâni var miydi? Bize az fakat öz ve temiz sanat eserleri hediye eden kuvvetli saire veda ederek yanindan ayrildim.

Ağaç...

Gün bitti. Agacta nes`e söndü.
Yaprak ates oldu, kus da yakut;
Yaprakla kusun pariltisindan
Havzun suyu erguvana döndü


Akşam Yine Toplandı Derinde...

Canan gülüyor eski yerinde
Canan ki gündüzleri gelmez
Akşam görünür havuz üzerinde,

Mehtab, kemer taze belinde
Üstünde sema, gizli bir örtü
Yıldızlar, onun gülüdür elinde...


Bahçe...

Bir Acem bahçesi, bir seccade
Dolduran havzı ateşten bade.
Ne kadar gamlı bu akşam vakti
Bakışın benzemiyor mutade.

Gök yeşil, yer sarı, mercan dallar
Dalmış üstündeki kuşlar yâda.
Bize bir zevk-i tahattur kaldı
Bu sönen, gölgelenen dünyada.


Bir Günün Sonunda Arzu...

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümayan,
Güller gibi... sonsuz, iri güller
Güller ki kamıştan daha nalan;
Gün doğdu yazık arkalarında!
Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrarını ömrün eder ilân.
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Üstümde sema kavs-i mutalsam!
Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

(1921)


Bir Yaz Gecesi Hatırası...

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle
Olmuş sebi sevda yine bihap
Oklar gibi saplanmada kalbe
Düştükçe semadan yere mehtap...

Buseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler neler israp! ...
Uçmakta bu ateşli havada
Vuslat demi bir kuş gibi bitap...


Bül Bül...

Bir gamlı hazânın seherinde,
Isrâra ne hâcet yine bülbül?

Bil, kalbimizin bahçelerinde,
Cân verdi senin söylediğin gül.

Savrulmada gül şimdi havada,
Gün doğmada bir başka ziyâda.


Gece...

Titreyen ellerimle penceremi
Actim afaki leyle karsi... Yine
Gecenin gölgeden manazirina
Imtizac eylemis nücumü bahar...

Sihri eb`at icinde simdi gümüs
Bir sehap andiran miyah uyumus..
Kalbi seydayi leyl olan rüzgar
Esiyor gölgelerde velvelekar...

Ah o bir aski bi-tenahi mi
Geceden, tudei manazirdan
Yükselen rasei humarü buhar?

Sanki hulyayi vasla müstagrak
Sebi bir itri hisle doldurarak
Dolasan, titresen kadinlardi...

Sanki bir savti gaibü mühtez
Kalbe bir aski bi-vefa yetmez
'Seviniz, muttasil sevin! ' derdi


Gelmeden Evvel, Geldin, Birlikte...

Kalbim
Benim bir ormandı,
İsimsiz, asude,
Bir büyük orman;
Ve gölgelerinde revan
Olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi
Dağıtırken sükutu bihude,
Düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,
Ne zaman
Girecektin o kalb-i mes'ude?

Etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem
Reng-i eşcar ü abı fersude,
Dolacak mıydı seslerin, bilmem
O tehi saye zar-ı mesdude?

Sanki hicrana bir teselliydi
Şeceristan-ı kalb içinde revan
Olan hafi suların musiki-i nevmidi.


GELDİN...

Bir gün
Akşamın ölgün
Duran o namütenahi ziya denizlerine
Gark olan eşcar,
Gark olan ovalar
Oluyorken sükut ü hüzne makar
Geldin alam-ı kalbi teskine

Ey şebabın hayal-ı cavidi,
O melul akşamın havası kadar
Gelişin bir sükun-ı saridi...


BİRLİKTE...

Bütün bizimçündür
Nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül
Gibi üstünde titreyen bu sema;
Gecenin dallarında şimdi açan
Bu kamer,
Bu altın gül...

Bütün bizimçündür
Ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim,
Ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa,
Sana aid lebimdeki buse,
Lebinin surh-ı bizevali benim.



Havuz...

Akşam Yine Toplandı Derinde

Canan gülüyor eski yerinde
Canan ki gündüzleri gelmez
Akşam görünür havuz üzerinde,

Mehtab kemer taze belinde
Üstünde sema gizli bir örtü
Yıldızlar onun guldür elinde...



Karanfil...

Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil,
Gönlüm acısından bunu bildi!

Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer
Kızgın kokusundan kelebekler;
Gönlüm ona pervane kesildi.



Karanlık...

Aşkın bu karanlık gecesinde
Bülbül yine vahşi müterennim
Mecnûn'u terk etti mi Leylâ?
Vahşî sesi firkat sesi sandım.

Aşkın bu karanlık gecesinde,
Hicrânımı duydum, seni andım,
Firkatzede bülbül gibi yandım.



Kari'e...

Muzlim şeceristan arasında
Esrar ile yekpare münevver
Bir yoldur açılmış sana derdim.

Ka'ri bu kitabın gecesinde
Mehtabı seninçün yere serdim.



Mehtabta Leylekler...

Kenâr-ı âba dizilmiş, sükûn ile bekler
Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler...

Havâda bir gölü tanzir eder semâ bu gece
Onun böcekleri gûyâ nücûmdur yekser...

Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok
Bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?

Eder bu hikmete gûyâ ki vakf-ı rûh u nazar
Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler.



Merdiven...
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta



O Belde...

Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-ı fikre bir mersa:
Olan bu mai deniz,
Melali anlamayan nesle aşina: değiliz.
Sana yalnIz bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer,
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende, bende bir ma'na,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istiğna
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
Topluyor bu-yi ruhunu guya:.
Uzak
Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
O belde?
Durur menatık-ı duşize-yi tahayyülde;
Mai bir akşam
Eder üstünde daima aram;
Eteklerinde deniz
Döker ervaha bir sükün-ı menam.
Kadınlar orda güzel, ince, saf, leylidir,
Hepsinin gözlerinde hüznün var
Hepsi hemşiredir veya hud yar;
Dilde tenvim-i ıstırabı bilir
DudaklarIndaki giryende buseler, yahud,
O gözlerindeki nili süku:t-ı istifham
Onların ruhu, şam-ı muğberden
Mütekasif menekşelerdir ki
Mütemadi sükun u samtı arar.
Şu'le-i bi-ziya-yı hüzn-i kamer
Mülteci sanki sade ellerine
O kadar natüvan ki, ah, onlar,
Onların hüzn-i lal ü müştereki,
Sonra dalgın mesa, o hasta deniz
Hepsi benzer o yerde birbirine...
O belde
Hangi bir kıt'a-i muhayyelde?
Hangi bir nehr-i dur ile mahdud?
Bir yalan yer midir veya mevcud
Fakat bulunmayacak bir melaz-ı hulya mı?
Bilmem... Yalnız
Bildiğim, sen ve ben ve mai deniz
Ve bu akşam ki eyliyor tehziz
Bende evtar-ı hüzn ü ilhamı
Uzak
Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...



O Eski Hücreye Benzer Ki...

Ziya-yı şemse kapanmış bütün deriçeleri
Bir öyle hücreye benzer ki ömrümün kederi.

Gubar-ı ye's ü fena sinmiş orda elvana
Emel, heves bırakılmış sükut u nisyana.

Bütün hadayık-ı histen o toplanan ezhar
Uyur mekaabir-i minada bi-ümid-i bahar.

Bu penbe gül, bu gül ağır ağır erimiş
Üzerlerinde değiştikçe her mükedder kış.

Ocak harab ü tehi, lamba kimsesiz, a'ma
Bu samt-ı haste eder hüzn ü uzleti ima.

Soluk cidara asılmış, durur garik-i melal
O çehreler ki uyur gözlerinde eski hayal...

O eski hücreye benzer ki ömrümün kederi
Çekilmiş ufk-ı teselliye karşı perdeleri...



Orman...

Su değil, mesimin havası akan
Duyduğun yaprağın, dalın sesidir
Suda yıldızların parıltısıdır
Bu karanlıkta bazı bazı çakan...



Öğle...

Yeşil sularda, büyük inciden çiçekler açar
Gümüş böcekler okur aba bir neşide-i hab,
Durur sevahilin üstünde, biheves, bitab,
Güneş ziyasını içmiş benat-ı hab-ı serab.



Parıltı...

Ateş gibi bir nehr akıyordu
Ruhumla o ruhun arasından
Bahsetti derinden ona halim
Aşkın bu onulmaz yarasından.

Vurdukça bu nehrin ona aksi
Kaçtım o bakıştan, o dudaktan
Baktım ona sesizce uzaktan
Vurdukça bu aşkın ona aksi...



Seher...

Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyor
Tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb.
Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûr
Zavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb.

Ve onların gözü eyler nücûm-ı fecre itâb
Ve onların sesi eyler «nihayet»i işrâb...



Sonbahar...

Bir taraf bahce, bir tarafta dere
Gel uzan sevgilim benimle yere
Suyu yakuta döndüren bu hazan
Bizi gark eyliyor düsüncelere.



Süvari...

Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvari geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi malül akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi.

Bir bakır tasta alev şimdi havuz
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvranarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar.



Şafakta...

Dönsek mi bu aşkın şafağından,
Gitsek mi ekaalîm-i leyâle?
Bizden daha evvel erişenler,
Ağlar bugün, evvelki hayale...

Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bir eldir ufuklardan uzanmış,
Zulmet bizi çekmekte visâle...



Şairsiz dünya...

Şairdir şiiri anlatan
Şairdir seni tanıyan
Şairdir duyguları yaşayan
Şairdir size bakan



Tahattur...

Bir Acem bahçesi, bir seccâde,
Dolduran havzı ateşten bâde...
Ne kadar gamlı bu akşam vakti...
Bakışın benzemiyor mu'tade.

Gök yeşil, yer sarı, mercân dallar,
Dalmış üstündeki kuşlar yâda;
Bize bir zevk-i tahattur kaldı
Bu sönen, gölgelenen dünyâda!



Yarı Yol...
Nasıl istersen öyle dinle, bakın,
Dalların zirvesindeyiz ancak,
Yarı yoldan ziyade yerden uzak.
Yarı yoldan ziyade maha yakın.

Abdullah Cevdet Karlidag (1869-1932)

16621997_abdullah-cevdet-karlidag.jpg

Abdullah Cevdet Karlidag, (d. 1869 Arapgir, Malatya - ö. 1932 Istanbul Türkiye) Kürt kökenli Osmanli siyasetçi.

ABDULLAH CEVDET9 Eylül 1869'da Arapkir'de dogdu. 29 Kasim 1932'de Istanbul'da yasamini yitirdi. Osmanli siyaset adami ve düsünür. Jön Türk hareketi ile 2'nci Mesrutiyet döneminin düsünce yapisinda önemli etkisi oldu. Mamuret'ül-Aziz Askeri Rüsdiyesi ve Kuleli Askeri Tibbiye Idadisi'ni bitirdi. Mekteb-i Tibbiye-i Sâhâne'ye girdi. Dindar bir kisi olarak yetismesine ragmen, okulda yaygin olan biyolojik materyalizmden etkilendi. Fünun ve Felsefe kitabi 1897'de Cenevre'de basildi. Bir felsefe kitabi olan bu eserinde Islam ulemasi ile biyolojik materyalist düsünürlerin görüslerini bagdastirmaya çalisti. Rusya'dan gelen popülist akimin etkisiyle siyasetle ilgilenmeye basladi. 1889'da Ittihad-i Osmani Cemiyeti'ni kurdu. Bu cemiyer daha sonra Ittihat ve Terakki adini aldi. Bir kaç kez tutuklandi. Bir süre okuldan uzaklastirildi. 1894'te tibbiyeyi bitirdi, Haydarpasa Hastanesi'nde göreve basladi. Kisa bir süre Diyarbakir'a gönderildi. Diyarbakir Ittihat ve Terakki subesini kurdu. Ziya Gökalp ile tanisip örgüte girmesini sagladi.

1895'te bozgunculuk suçlamasiyla tutuklandi, Trablusgarp'a sürüldü. 1897'de Paris'e kaçti. Jön Türk hareketi içindeki bölünme sirasinda Ahmed Riza Bey grubuna katildi. 1987'de Cenevre'ye giderek Jön Türkler'in merkezi yayin organi olan Osmanli gazetesini çikardi. Bati eserlerinden çeviriler yapti. Giyom Tel'i çevirdi. 2'nci Abdülhamit'le yapilan anlasma uyarinca para alarak yazmamama sözü verdi. Ertesi yil Trablusgarp ve Fizan'daki siyasi tutuklularin affi karsiligi tekrar yazmama sözü verdi ve Viyana Sefareti doktorluguna atandi. 1903'te Avusturya'dan sinirdisi edildi. Cenevre'ye geçip Osmanli gazetesini tekrar yayinlamaya basladi. Içtihad dergisini çikardi, bu ismi tasiyan bir yayinevi kurdu. Halki Bati kültürü dogrultusunda egitmek amaciyla eserler yayinladi.

1904'te Osmanli Sarayi'nin baskilari sonucu Isviçre'den de sinirdisi edildi. Içtihad'i Misir'a tasidi, etkinliklerini Kahire'de sürdürdü. Adem-i Merkeziyet cemiyetinin üyesi oldu. Bilimsel makaleler yazdi. 1906 Erzurum ayaklanmasinda halki baskaldirmaya çagiran bildiriler hazirladi. 1910'da Istanbul'a döndü. 1911'de Içtihad'i yayinlamaya basladi. Dergi, yayinlanan dinsel içerikli yazilar nedeniyle sik sik kapatildi. Ittihatçilara karsi tutumunu sürdürdügü için 1914'te derginin yanini durduruldu. Ikdam gazetesindeki yazilariyla ekonomide özel girisimlerin gelistirilmesini ve anglo-sakson egitiminin yararlarini savundu. Mütareke döneminde Ingiltere yanlisi bir tutum izledi. Ingiliz Muhibleri Cemiyeti'nin kurulusunda aktif rol oynadi. Kürt Teali Cemiyeti'nde çalisti. Bahailigin bir dünya dini olarak kabul edilmesini istemesi tepkilere yol açti. Mütareke dönemindeki etkinlikleri nedeniyle Cumhuriyet döneminde devlet islerinden ömür boyu uzak tutulmasi kararlastirildi. Yasaminin bundan sonraki bölümünde siir kitaplari yazdi, Içtihad dergisini yayinladi. Bati'dan belli bilgi ve teknolojiler aktarilirken, geleneksel degerlerinde korunmasi gerektigini savundu. Ekonomik ve toplumsal kalkinma için seçkin kafalarin seçilerek özel egitimle yetistirilmesini önerdi. Islam dinini düsünceyi kisirlastirmak ve ulusal uyanisi engellemekle elestirdi. Osmanli milliyetciligi anlayisi yerine, imparatorluk içindeki tüm uluslarin esitligine dayali bir birlik görüsünü savundu. Cumhuriyet döneminde de Arap harfleri yerine Latin alfabesinin kullanilmasini savundu, kadinlarin toplumsal yasama katkilarinin artirilmasini destekledi. Psikoloji, sosyoloji, egitim ve tarih alaninda pek çok çeviri yapti. Mevlana'dan bazi parçalarla, Hayyam'in rubailerini Türkçelestirdi.

Abdullah Cevdet hakkinda en önemli monografi Sükrü Hanioglu tarafindan kaleme alinan Bir Siyasal Düsünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi (Üçdal Nesriyat, Istanbul, 1981) baslikli çalismadir.
BAZI ESERLERI

Siir
Hiç (1890),
Türbe-i Masumiyet (1890),
Tulûat (1891),
Mensur kitabi
Ramazan Bahçeleri (1891)

Düsünce eserleri
Dimag (1890),
Fizyolacya-i Tefekkür (1892),
Fünun ve Felsefe (1897),

Çevirileri
Weber'den Asirlarin Panoramasi,
Gustave Le Bon'dan Asrimizin Hususu Felsefiyesi
Hayyam'dan Rubaiyat
Mevlana'nin Divanindan Seçmeler
Gustave Le Bon'dan Dün ve Yarin (1921),
Gustave Le Bon'dan Ilm-i Ruh-i Içtimai (1924),
Gustave Le Bon'dan Ameli Ruhiyat (1931).

Abdülhak Hamit Tarhan...

16621976_abdlhak-hamit-tarhan.gif

Abdülhak Hamit Tarhan (5 Subat, 1852, Istanbul - 12 Nisan 1937, Istanbul)

Abdülhak Hamit Tarhan2 Ocak 1852'de Istanbul'da dogdu. Hekimbasi Abdülhak Molla'nin torunu, taninmis tarihçi ve Tahran Büyükelçisi Hayrullah Bey'in oglu. Kisa süre Rumelihisar Rüsdiyesi'ne devam etti. Yanyali Tahsin Hoca ile Edremitli Bahaeddin Efendi'den özel dersler aldi. 1862'de 10 yasindayken agabeyi ile birlikte Paris'e babasinin yanina gitti. Bir süre Paris'te egitim gördükten sonra 1864'te Istanbul'a döndü. Yasinin küçüklügüne ragmen Bab-i Ali'de tercüme odasina katip olarak girdi. Bir yil sonra Tahran Büyükelçiligi'ne atanan babasiyla birlikte Iran'a gitti. Farsça ögrendi. Babasinin 1867'de ölümü üzerine Istanbul'a döndü. Maliye Mühimme Kalemi'ne girdi. Sûra-yi Devlet ve Sadaret kalemleri'nde çalisti. 1871'de Fatma Hanim'la evlendi.1876'da Paris Büyükelçiligi Ikinci Katipligi'ne atandi. 1878'de görevden alindi, iki yil açikta kaldi. 1881'de Gürcistan'da Poti, 1882'de Yunanistan'da Golos konsolosluklarina, 1883'te Bombay Baskonsoloslugu'na atandi. Bombay'dan gemiyle Istanbul'a dönerken ugradiklari Beyrut'ta esi Fatma Hanim'i kaybetti. Bu ölümün sarsintisiyla ünlü siiri Makberi yazdi. 1886'da Londra Büyükelçiligi Baskatipligi görevine getirildi. Londra'da Bayan Nelly ile evlendi. 1895'te Lahey'e elçi olarak gönderildi. Bir yil sonra Brüksel elçiligine getirildi. Nelly'nin 1911'de ölmesinden sonra Istanbul'da Cemile Hanim ile evlendi. Bu evlilik 20 gün sürdü. 1912'da Belçika asilli Lüsyen Hanim'la evlendi. Ayni yil görevden alininca Istanbul'a döndü. Meclis-i Âyan üyeligine getirildi. Istanbul'un 1920'de isgal edilmmesi üzerine Viyana'ya gitti. Sikinti içinde yasadi. Ankara Hükümeti yurda dönmesini sagladi. Cumhuriyet'in kurulusundan sonra kendisine maas baglandi. Istanbul Maçka Palas'ta bir daire verildi. 1928'de Istanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldi. 12 Nisan 1937'de Istanbul'da öldü. Mezari Zincirlikuyu'da.

Siire 1870'lerde basladi. Ebüzziya Tevfik, Recaizade Mahmut Ekrem, Samipasazade Sezai, Namik Kemal gibi Tanzimat döneminin yeni edebiyatçilari arasinda yer aldi. Yurtdisi görevleri nedeniyle Bati edebiyatçilarini yakindan tanidi, onlarin etkisinde kaldi. Divan edebiyati nazim birimlerinin disina çikmayi denedi. Dize ve uyak düzeninde degisiklikler yapti. Divan siiri konularinin disina çikmayi denedi. Siirlerine günlük yasami, doga ve insan iliskilerini konu aldi. Lirik, epik ve felsefi siirler yazdi. Manzum tiyatro oyunlari da kaleme aldi. Ancak bunlar sahnelenmekten çok okunmasi amaciyla yazilmis oyunlardi. Yasadigi dönemde Türk edebiyatinin en büyük sairi sayildi ve Sair-i Âzam ya da Dahi-i Âzam unvani verildi.

Abdülhak Hamit Tarhan Eserleri

SIIR
Sahra (1879)
Ölü (1886)
Hacle (1886)
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)
Bâlâ'dan Bir Ses (1911)
Validem (1913)
Ilham-i Vatan (1918)
Tayflar Geçidi (1919)
Ruhlar (1922)
Garâm (1923)

OYUN
Içli Kiz (1874)
Sabr ü Sebat (1875)
Duhter-i Hindu (1875)
Nazife yahut Feda-yi Hamiyet (1876, 1919)
Tarik yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)
Esber (1880, 1945)
Zeynep (1908)
Macera-yi Ask (1910)
Ilhan (1913)
Tarhan (1916)
Finten (1918, 1964)
Ibn Musa (1919, 1928)
Yadigar-i Harb (1919)
Hakan (1935)


Makber...

Eyvah ne yer ne yar kaldi
Gönlüm dolu ah u zar kaldi

Simdi buradaydi gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden

Ben gittim o haksar kaldi
Bir kösede tarumar kaldi

Baki o enisi dilden eyvah
Beyrutta bir mezar kaldi

Bildir bana nerde nerde Ya Rab
Kim atti beni bu derde Ya Rab

Nerde arayayim o dil rübayi
Kimden sorayim bi-nevayi

Derler ki unut o asnayi
Gitti tutarak reh-i bekayi

Sigsin mi hayale bu hakikat
Görsün mü gözüm bu macerayi

Sür'atle nasil da degisti halim
Almaz bunu havsalam hayalim.

Çik Fatima! lahdden kiyam et
Yadimdaki haline devam et

Ketm etme bu razi söyle bir söz
Ben isterim ah öyle bir söz

Güller gibi meyl-i ibtisam et
Dagi dile çare bul meram et

Bir tatli bakisla bir gülüsle
Eyyami hayatimi temam et

Makber mi nedir su gördügüm yer
Ya böyle reva mi ey cay-i dilber.
   

Elveda Diyemedik...
Yildizsiz bir geceydi
Bir dag çiçegi gibi simdiden hasretteydim
sürgündüm çok uzaklardaydim,
Ve gözlerindi sürgün sebebim..
Çok çabuk çekildin hayatimdan
Kaderle el eleydin,
Bense kederle sarhos...
Yarim kalmisti hikayemiz
Göçmen kuslari gibi gelip geçtin bu sehirden
Belkide hayatimdan
Duymadin haykirisimi, acilarimi,
Benimsin sanmistim uçtun avuçlarimdan
Tutamadim, gitmede diyemedim
Olamadin bir yildizin kayisi kadar hayatimda
Zaman çok kisaydi bizim için
Yetmedi gözlerimizden yasi silecek kadar
Nede elveda diyebilecek kadar...

Abdulhak Hamit Tarhan

Içimde Sen...

Nihal'e

Yine gece, yine hüzün
Ve yine içimde sen
Ve yine biliyor musun
Içimde sen olunca hüzün de güzel...

Nuri Sesiguzel 36 Full Album...



1943 yilinda Sanliurfa'nin Birecik kazasinda dogdu. Ilk ve orta tahsilini tamamladiktan sonra 13 - 14 yaslarinda çok sevdigi Halk müzigine gönül verdi. 14 yasinda saz çalmaya basladi.

1960 yilinda Istanbul'a geldi. 1961 yilinda Istanbul Radyosunda açmis oldugu sinavlari kazandi ve Radyo sanatçisi olarak Sanat hayatina baladi. Ankara Radyosunun açmis oldugu sinavlari kazandiktan sonra Rahmet Muzaffer SARISÖZEN hocanin korosunda çalismaya basladi. Ayni yillarda faaliyet gösteren plak sirketleri sesini dinleyip begendi. Muhtelif sirketlere 300'ü askin plak doldurdu. Bir çogu rekorlar kirarak kendisine altin plak ödülleri kazandirdi. Bu arada 1963'den 1995'e kadar 57 tane türkü besteledi ve bütün eserlerini kendi saziyla çaldi. (Arabesk müzigin ilk öncüsü olarak bilinen Nuri Sesigüzel artik Türk Halk Müzigi sanatcisi olarak biliniyor)

Nuri Sesiguzel - 36 Full Album...
Album Kapak Resimleri en alttadadir...

Share-Online"dan albümleri nasil indireceksiniz?
Albüm linkine tiklayin..Acilan Linksave sayfasinda sagdaki tek olan  V  harfine tiklayin..
Gelen Share-Online sayfasindan da sol asagidaki >>kostenlos weiter<< yazisina tiklayin.,
Gelen sayfadan sagdaki bosluga gördügünüz rakamlari-harfleri yazin solundaki büyük pembe ok"a tiklayin(>>Captcha überprüfen<<) albümü indirin...
Albümler arasinda bekleme süresi yoktur..Hizli bir sekilde arka arkaya albümleri indirebilirsiniz..

Sorunsuz bir sekilde albümleri indirmek isterseniz premium üyelik almaniz tavsiye edilir..
Lütfen Tiklayiniz...
https://www.share-online.biz/affiliate/3739343034313B3835323136313633303532

Share-online...
http://linksave.in/5379731584b159ef1eb69f
uploaded.to...
http://linksave.in/676824377516c9201ed222
Rar sifresi - derya

Nuri Sesiguzel - 1...

Nuri Sesiguzel - Bayramdan Bayrama.mp3
Nuri Sesiguzel - Dolana.mp3
Nuri Sesiguzel - Gariplerin Sokagi.mp3
Nuri Sesiguzel - Gercek Dost.mp3
Nuri Sesiguzel - Geze Geze.mp3
Nuri Sesiguzel - Gidenin Ücu Guzel.mp3
Nuri Sesiguzel - Gidin Gidin.mp3
Nuri Sesiguzel - Kara Kas.mp3


Nuri Sesiguzel - 3 (Türküola 69)...

Nuri Sesiguzel - Karadir Kaslarin.mp3
Nuri Sesiguzel - Karsiliksiz Sevenler.mp3
Nuri Sesiguzel - Kasina Gozune.mp3
Nuri Sesiguzel - Leylam.mp3
Nuri Sesiguzel - Merhamet.mp3
Nuri Sesiguzel - Nem Alacak Felek Benim.mp3
Nuri Sesiguzel - Seni Sevdim Guzelim.mp3
Nuri Sesiguzel - Yalanini Yiyim.mp3
Nuri Sesiguzel - Yar Demedin.mp3


Nuri Sesiguzel - 45 Likleri...

Nuri Sesigüzel - 3 (Türküfon 8814)...
Nuri Sesigüzel - Garibim Bu Ellerde
Nuri Sesigüzel - Yariim Senden Ayrilali

Nuri Sesigüzel - 4 (Türküfon 8883)...
Nuri Sesigüzel - Bir Fincan Kahve
Nuri Sesigüzel - Damla Damla Akti Kanim

Nuri Sesigüzel - 5 (Pathe Plak 137)...
Nuri Sesigüzel - Altin Tabakta Visne
Nuri Sesigüzel - Menekseler Gibi Boynum Büküldü

Nuri Sesigüzel - 6 (Grafson 3107)...
Nuri Sesigüzel - Celal Oglan
Nuri Sesigüzel - Derdimi Yazmaz Kalem

Nuri Sesigüzel - 7 (Grafson 3344)...
Nuri Sesigüzel - Bir Mektup Yazdim Almanyadan
Nuri Sesigüzel - Karakasli Haticem

Nuri Sesigüzel - 8 (Grafson 3351)...
Nuri Sesigüzel - Fato Mato
Nuri Sesigüzel - Keklik Gibi Daldan Dala Konaridim

Nuri Sesigüzel - 9 (Grafson 101)...
Nuri Sesigüzel - Durma Güzel Durma
Nuri Sesigüzel - Sari Sabahlikta Yakismazmi Güzele

Nuri Sesigüzel - Bastigimiz Kara Toprak & Saç Beyaz Olmus...
Nuri Sesigüzel - Bastigimiz Kara Toprak
Nuri Sesigüzel - Saç Beyaz Olmus

Nuri Sesigüzel - Grafson 3003...
Nuri Sesigüzel - Doldur Güzelim
Nuri Sesigüzel - Fabrikanin Çalar Zili

Nuri Sesigüzel - Grafson 3343...
Nuri Sesigüzel - Ask Bir Izdirap
Nuri Sesigüzel - Maras Maras Derler

Nuri Sesigüzel - Grafson 3465...
Nuri Sesigüzel - Kahverengi Gözlerin
Nuri Sesigüzel - Söyleyemem Söyleyemem

Nuri Sesigüzel - Grafson 3056...
Nuri Sesigüzel - Çiçekten Harman Olmaz
Nuri Sesigüzel - Karsi Dag Basina Varam

Nuri Sesigüzel - Yavuz Plak 8882...
Nuri Sesigüzel - Dumanli Dumanli Oy Bizim Eller
Nuri Sesigüzel - Oy Dünya Dünya

Nuri Sesigüzel - Yavuz Plak (8855)...
Nuri Sesigüzel - Dane Dane Benleri (1972)
Nuri Sesigüzel - Katip Arzuhalim (1972)



Nuri Sesigüzel - Aci Bana...

Nuri Sesiguzel - Adalara Gel
Nuri Sesiguzel - Aglayan Gozlerim
Nuri Sesiguzel - Ask Bir Izdirap
Nuri Sesiguzel - Bu Nasil Hayat
Nuri Sesiguzel - Guzel Guzel Olmussun
Nuri Sesiguzel - Maras Maras
Nuri Sesiguzel - Nedir Bu Cektigim Senin Elinden
Nuri Sesiguzel - Sabahtan Ugradim Guzele
Nuri Sesiguzel - Senin Pesinde Olem Ben
Nuri Sesiguzel - Suriye Ciktim
Nuri Sesiguzel - Yesil Basli Telli


Nuri Sesiguzel - Asik Oldum...

Nuri Sesiguzel - Ask Bir Izdirap
Nuri Sesiguzel - Asik Oldum
Nuri Sesiguzel - Aynaya Baktim
Nuri Sesiguzel - Benim Aklim Alacaksin
Nuri Sesiguzel - Bir Araba Dört Teker
Nuri Sesiguzel - Bir Fincan Kahve Olsam
Nuri Sesiguzel - Bir Lokma Ekmek
Nuri Sesiguzel - Dile Benden
Nuri Sesiguzel - Dugununde Agladim
Nuri Sesiguzel - Gul Yuzun Dönme Benden
Nuri Sesiguzel - Harran
Nuri Sesiguzel - Kahverengi Gözlerin-Karakas Gözlerin..
Nuri Sesiguzel - Menekse Gözler
Nuri Sesiguzel - Sevda Yuklu Kervanlar
Nuri Sesiguzel - Yar Öksuz Kaldi (Uzun Hava)


Nuri Sesigüzel - Ask Atesi...

Nuri Sesigüzel - Ask Atesi.mp3
Nuri Sesigüzel - Aynaya Baktim.mp3
Nuri Sesigüzel - Bahçaya Gel.mp3
Nuri Sesigüzel - Bana Bana.mp3
Nuri Sesigüzel - Dolana.mp3
Nuri Sesigüzel - Geze Geze(Uzun Hava).mp3
Nuri Sesigüzel - Kara Kas.mp3
Nuri Sesigüzel - Karadir Kaslarin.mp3
Nuri Sesigüzel - Leyla'm.mp3
Nuri Sesigüzel - Merehamet.mp3
Nuri Sesiguzel - Severem.mp3
Nuri Sesiguzel - Suda Balik.mp3


Nuri Sesiguzel - Dam Üstüne Cul Serer...

Nuri Sesiguzel - Arap Ati Gibi Sallar Basini
Nuri Sesiguzel - Beden Eski Beden
Nuri Sesiguzel - Bitmez Tukenmez Geceler
Nuri Sesiguzel - Dere Boyu Kavaklar
Nuri Sesiguzel - Geri Durun Bizim Daglar Uzun H
Nuri Sesiguzel - Goksumu Gere Gere Gidiyorum Askere
Nuri Sesiguzel - He Gulum He
Nuri Sesiguzel - Kimsem Yoktur Gurbet Elde Uzun
Nuri Sesiguzel - Menim Yarim (Azeri)
Nuri Sesiguzel - Su Sazima Bir Duzen Ver
Nuri Sesiguzel - Uzun Ince Bir Yoldayim
Nuri Sesiguzel - Vardim Hint Eline


Nuri Sesigüzel - Dertli Mektup...

Nuri Sesiguzel - 01 - Dertli Mektup
Nuri Sesiguzel - 02 - Orta Mektepte Durdum
Nuri Sesiguzel - 03 - Beyaz Gelincik
Nuri Sesiguzel - 04 - Kardes Kursunu
Nuri Sesiguzel - 05 - Gelme Deli Deli
Nuri Sesiguzel - 06 - Maras Maras Derler
Nuri Sesiguzel - 07 - Duman Duman
Nuri Sesiguzel - 08 - Kimsem Yoktur Gurbet Elde
Nuri Sesiguzel - 09 - Dugun Halayi
Nuri Sesiguzel - 10 - Gurbet Elin
Nuri Sesiguzel - 11 - Mahizer
Nuri Sesiguzel - 12 - Iki Dagin Arasinda Kalmisim
Nuri Sesiguzel - 13 - Eyvallah
Nuri Sesiguzel - 14 - Durma Guzel Durma
Nuri Sesiguzel - 15 - Sende Yanliz Kalasin
Nuri Sesiguzel - 16 - Bir Mektup


Nuri Sesiguzel - Dertli Mektup (Türküola 2245)

Nuri Sesiguzel - Agla Gozlerim.MP3
Nuri Sesiguzel - Basinda Yazmasi Var.MP3
Nuri Sesiguzel - Benden Ayrilali.MP3
Nuri Sesiguzel - Birak Gideyim.MP3
Nuri Sesiguzel - Dertli Geldim Dunyaya.MP3
Nuri Sesiguzel - Dertli Mektup.MP3
Nuri Sesiguzel - Dugununde Agladim.MP3
Nuri Sesiguzel - Duman Duman Ustune.MP3
Nuri Sesiguzel - Eger Gider Isen.MP3
Nuri Sesiguzel - Eyvallah.MP3
Nuri Sesiguzel - Gul Dalini.MP3
Nuri Sesiguzel - Kara Uzum Habbesi.MP3
Nuri Sesiguzel - Ne Sevdigin Belli.MP3
Nuri Sesiguzel - Sucum Nedir.MP3
Nuri Sesiguzel - Yarimin Adi Yasar.MP3


Nuri Sesigüzel - Durma Güzel Durma...

Nuri Sesiguzel - Bu Yil Benim Yesil Bagim Kurudu
Nuri Sesiguzel - Durma Guzel Durma
Nuri Sesiguzel - Fabrikanin Calar Zili
Nuri Sesiguzel - Felek Koymaz Guleyim
Nuri Sesiguzel - Gul Yuzun Donme Benden
Nuri Sesiguzel - Gulizar
Nuri Sesiguzel - Gurbet Elde Aksam Oldu
Nuri Sesiguzel - Klime Ne (U. H .)
Nuri Sesiguzel - Lili Lili Yar
Nuri Sesiguzel - Oksuz Oglan (U. H.)
Nuri Sesiguzel - Orta Mektepte Durdum
Nuri Sesiguzel - Zeliha


Nuri Sesigüzel - Ey Sevdigim...

Nuri Sesiguzel - Ay Dogar Ayaz Duser
Nuri Sesiguzel - Benden Ayrilali
Nuri Sesiguzel - Beni Olduren Esmer
Nuri Sesiguzel - Derdime Care Olacak
Nuri Sesiguzel - Dertli Dertli
Nuri Sesiguzel - Ey Sevdigim
Nuri Sesiguzel - Gel Gel Yarim Gel
Nuri Sesiguzel - Gonulde Mekani Kurma Bir Daha
Nuri Sesiguzel - Guzel Yanima Geleydin
Nuri Sesiguzel - Kara Uzum Habbesi
Nuri Sesiguzel - Kurbani Ben Olaydim
Nuri Sesiguzel - Sen Bilemedin


Nuri Sesiguzel - Fabrikanin Çalar Zili...

Nuri Sesiguzel - Aldirma Gönul
Nuri Sesiguzel - Alyesil
Nuri Sesiguzel - Es Ref
Nuri Sesiguzel - Esmerim
Nuri Sesiguzel - Fabrikanin Calar Zili
Nuri Sesiguzel - Felek Koymaz Guleyim
Nuri Sesiguzel - Garibim Yuzum Gulmez
Nuri Sesiguzel - Gözlerin Guldukce
Nuri Sesiguzel - Gul Yuzun Dönme Benden
Nuri Sesiguzel - Hancer
Nuri Sesiguzel - He Guley
Nuri Sesiguzel - Iki Dagin Arasinda Kalmisam
Nuri Sesiguzel - Kiz Ben Garibem
Nuri Sesiguzel - Maden Dagi
Nuri Sesiguzel - Yola Ciktim Mardine


Nuri Sesiguzel - Garibim...

Nuri Sesiguzel - Aglayan Gözlerin
Nuri Sesiguzel - Ah Le Demo
Nuri Sesiguzel - Al Yesil Giymis
Nuri Sesiguzel - Benim De Bir Yarim Var
Nuri Sesiguzel - Durma Guzel
Nuri Sesiguzel - Fabrika Gulu
Nuri Sesiguzel - Felek Koymaz Guleyim
Nuri Sesiguzel - Garibim Yuzum Gulmez
Nuri Sesiguzel - Gözlerin Guldukce Guldurur
Nuri Sesiguzel - Gul Yuzun
Nuri Sesiguzel - Gulizar
Nuri Sesiguzel - Gurbet Yolu Gariplerin Yolu
Nuri Sesiguzel - Lili Yar
Nuri Sesiguzel - Ne Gecem Var Ne Gunduzu,
Nuri Sesiguzel - Sari Sabahlik
Nuri Sesiguzel - Su Uzun Gecenin


Nuri Sesiguzel - Garipler Sokagi...

Nuri Sesiguzel - Bilmez Dediler
Nuri Sesiguzel - Benim Gibi
Nuri Sesiguzel - Kahpe Yunan
Nuri Sesiguzel - Zuluf Kisa
Nuri Sesiguzel - Gul Yuzun Donme Benden
Nuri Sesiguzel - Anamdan Dogdum Dogali
Nuri Sesiguzel - Haber Geldi
Nuri Sesiguzel - Nesi Var Bende
Nuri Sesiguzel - Garipler Sokagi
Nuri Sesiguzel - Karaymis Yazim


Nuri Sesigüzel - Gönül Kusu...

Nuri Sesiguzel - Aglar Aglar Gezerim
Nuri Sesiguzel - Atimi Bagladim Igde Dalina
Nuri Sesiguzel - Ay Dogar Ayaz Olur
Nuri Sesiguzel - Aynaya Baktim Sac Beyaz Olmus
Nuri Sesiguzel - Bugun Ben Bir Guzel Gordum
Nuri Sesiguzel - Buradan Bir Atli Gecti
Nuri Sesiguzel - Gonul Kusu
Nuri Sesiguzel - Karakas Gozlerin Elmas
Nuri Sesiguzel - Nedir Bu Cektigim Senin Elinde
Nuri Sesiguzel - Perisanim
Nuri Sesiguzel - Sabahtan Ugradim Guzele


Nuri Sesiguzel - Gülüzar...

Nuri Sesigüzel - Gül Bir Defa Yüzüme
Nuri Sesigüzel - Bu Derdime Derman Ararim
Nuri Sesigüzel - Gülizar
Nuri Sesigüzel - Iki Turna Gelir
Nuri Sesigüzel - Gözlerin Güldükce
Nuri Sesigüzel - Menekseler Gibi
Nuri Sesigüzel - Altin Tabakla Visne
Nuri Sesigüzel - Meyer Sevmek Pek Yalanmis
Nuri Sesigüzel - Makinem Makinem
Nuri Sesigüzel - Nasil Yar Diyeyim
Nuri Sesigüzel - Kaldim Gurbet Elde
Nuri Sesigüzel - Garibim Yüzüm Gülmez
Nuri Sesigüzel - Yükledin Üstüme
Nuri Sesigüzel - Adalara Gel
Nuri Sesigüzel - Dönem Ben Bilirim
Nuri Sesigüzel - Dügününde Agladim


Nuri Sesiguzel - Gurbet...

Nuri SesigÜzel - Aglama BoS Yere
Nuri SesigÜzel - Ah Le Cemo
Nuri SesigÜzel - Bilmez Dediler
Nuri SesigÜzel - Garipler Sokagi
Nuri SesigÜzel - GÜlÜm Nacar Aglama
Nuri SesigÜzel - Gurbet
Nuri SesigÜzel - Haber Geldi
Nuri SesigÜzel - Hele Ninna Olasin
Nuri SesigÜzel - Kime Ne
Nuri SesigÜzel - KötÜ Kader
Nuri SesigÜzel - Potpori
Nuri SesigÜzel - Safak SÖktÜ
Nuri SesigÜzel - Senden Midir Benden Midir
Nuri Sesigüzel - Siyah SaçlarIn


Nuri Sesigüzel - Gurbet ( LP )...

Nuri Sesigüzel - Aglama Bos Yere
Nuri Sesigüzel - Garipler Sokagi
Nuri Sesigüzel - Gülom Naçar Aglama
Nuri Sesigüzel - Kimene
Nuri Sesigüzel - PotbOri
Nuri Sesigüzel - Siyah Ebrulerin
Nuri Sesigüzel - Bilmez Dediler
Nuri Sesigüzel - Gurbet
Nuri Sesigüzel - Haber Geldi
Nuri Sesigüzel - Kötü Kader
Nuri Sesigüzel - Sendenmidir Bendenmidir
Nuri Sesigüzel - Safak Söktü


Nuri Sesiguzel - Gurbet Elin Tasina...

Nuri Sesigüzel - Antepin harbi
Nuri Sesigüzel - Arap ati gibi sallar basini
Nuri Sesigüzel - Dert bürümüs dört yanimi
Nuri Sesigüzel - Geri durun bizim daglar görünsün
Nuri Sesigüzel - Gidiyorum askere
Nuri Sesigüzel - Gurbet elin tasina
Nuri Sesigüzel - Gülüsün beni yakar
Nuri Sesigüzel - Kardes kursunu düsmandan beter
Nuri Sesigüzel - Meyro
Nuri Sesigüzel - Nafiledir sevgilim
Nuri Sesigüzel - Nerden düstüm bu aska
Nuri Sesigüzel - Yolum hünkar bektas veli


Nuri Sesiguzel - I...

Nuri Sesigüzel - Al Askini Ver Gönlümü
Nuri Sesigüzel - Aynaya Baktim
Nuri Sesigüzel - Bastigimiz Karatoprak
Nuri Sesigüzel - Bilal Bey
Nuri Sesigüzel - Eli Develi
Nuri Sesigüzel - Felek Koymaz Güleyim
Nuri Sesigüzel - Gece Geçtim Duydunmu
Nuri Sesigüzel - Isfahandir Bizim Sirin Ilimiz
Nuri Sesigüzel - Kaleden Indir Beni
Nuri Sesigüzel - Karsi Dag Basina Varam Oturam
Nuri Sesigüzel - Kundurama Kum Doldu


Nuri Sesiguzel - II...

Nuri Sesigüzel - Aman Hele Su Gelinin Nesi Var (Maya)
Nuri Sesigüzel - Biz Üç Kardes Idik
Nuri Sesigüzel - Buradan Bir Atli Geçti
Nuri Sesigüzel - Cahilim Ögret Anam
Nuri Sesigüzel - Çagirdim Bag Içinde
Nuri Sesiguzel - Gidenin Ücu Guzel
Nuri Sesigüzel - Çiçekten Harman Olmaz
Nuri Sesigüzel - Derdim Çoktur Hangisine Yanayim
Nuri Sesigüzel - Felek Sen Ne Feleksen
Nuri Sesigüzel - Gelen Bir Tas Vurur
Nuri Sesigüzel - Gönül Sevdi Seni
Nuri Sesigüzel - Istanbul Kizlari
Nuri Sesigüzel - Kalbimdeki Yaradan (Kaz Mezarci)
Nuri Sesigüzel - Kederle Geçti
Nuri Sesigüzel - Kilisten Çikti Oniki Atli (U.H)
Nuri Sesigüzel - Seyyah Olup Gezdim
Nuri Sesigüzel - Türkmendim Risvan Oldum
Nuri Sesigüzel - Yar Elinden Bade Içtim


Nuri Sesiguzel - III...

Nuri Sesigüzel - Asam Dedim Asamadim
Nuri Sesigüzel - Beni Derde Salan Yar
Nuri Sesigüzel - Benimde Bir Yarim Var
Nuri Sesigüzel - Gönlümü Kaptirdim Çapkin Sarhosa
Nuri Sesigüzel - Göver Bostanim (Maya)
Nuri Sesigüzel - Irmak Kenarina Yagmazmi Dolu (Maya)
Nuri Sesigüzel - Kahverengi Gözlerin
Nuri Sesigüzel - Kapiyi Çalan Kimdir
Nuri Sesigüzel - Ne Gecem Var Ne Gündüzüm
Nuri Sesigüzel - Söyleyemem Söyleyemem


Nuri Sesiguzel - IV...

Nuri Sesigüzel - Kader Ayirdi Bizi
Nuri Sesigüzel - Kanli Kasaplar
Nuri Sesigüzel - Kaslari Karadir
Nuri Sesigüzel - Yesil Basli Telli Turnam
Nuri Sesigüzel - Fakirem Gücüm Yetmez
Nuri Sesigüzel - Kahbe Yunanli
Nuri Sesigüzel - Karakasli Haticem
Nuri Sesigüzel - Kemerin Naftalari
Nuri Sesigüzel - Aglayan Gözlerim Gülmüyor Gayri
Nuri Sesigüzel - Gel Bana Kosa Kosa


Nuri Sesiguzel - Kader Ayirdi Bizi...

Nuri Sesiguzel - Ahu Gözlum
Nuri Sesiguzel - Arap Atin Gibi Sallar Basini
Nuri Sesiguzel - Beden Eski Beden
Nuri Sesiguzel - Bitmez Tukenmez Geceler
Nuri Sesiguzel - Dam Ustune Cul Serer
Nuri Sesiguzel - Dere Boyu Kavaklar
Nuri Sesiguzel - Geri Durun Bizim Daglar Göruns
Nuri Sesiguzel - Göksumu Gere Gere
Nuri Sesiguzel - He Gulum He
Nuri Sesiguzel - Kader Ayirdi Bizi
Nuri Sesiguzel - Kimsem Yoktur Gurbet Elde
Nuri Sesiguzel - Menim Yarim
Nuri Sesiguzel - Su Sazima Bir Duzen Ver
Nuri Sesiguzel - Uzun Ince Bir Yoldayim
Nuri Sesiguzel - Vardim Hint Eline
Nuri Sesiguzel - Yaylalar


Nuri Sesiguzel - Kahverengi Gozlerin...

Nuri Sesiguzel - Aglama Bos Yere
Nuri Sesiguzel - Antebin Yollarinda
Nuri Sesiguzel - Cemo
Nuri Sesiguzel - Gulum Nacar Aglama
Nuri Sesiguzel - Gurbet Acisi
Nuri Sesiguzel - Hele Ninna
Nuri Sesiguzel - Kahverengi Gozlerin
Nuri Sesiguzel - Kardes Kursunu
Nuri Sesiguzel - Kotu Kader
Nuri Sesiguzel - Mahizar
Nuri Sesiguzel - Sana Gonul Verenlerin
Nuri Sesiguzel - Vay Dunya Dunya


Nuri Sesigüzel - Karsiliksiz Sevenler...

Nuri Sesiguzel - Aglayan Gozlerim
Nuri Sesiguzel - Aglayan GözlerIm
Nuri Sesiguzel - Bayramdan Bayrama
Nuri Sesiguzel - Coban Oldum ( U.H.) & Dertli Mektup
Nuri Sesiguzel - Garipler Sokagi
Nuri Sesiguzel - Gidenin Ucu Guzel
Nuri Sesiguzel - Hele Hele Isine
Nuri Sesiguzel - Karsiliksiz Sevenler
Nuri Sesiguzel - Nem Alacak Felek Benim
Nuri Sesiguzel - Seni Sevdim Guzelim
Nuri Sesiguzel - Yar Demedin
Nuri Sesiguzel - Yarimin Adi Yasar
Nuri Sesiguzel - Yukledin Gami Felek (U.H.) &  Potpori


Nuri Sesigüzel - Kralin Klasikleri...

Nuri Sesigüzel - Bayginim Gülüsüne
Nuri Sesigüzel - Beklenen Tren
Nuri Sesigüzel - Bir Damla Göz Yasin Öldürür
Nuri Sesigüzel - Felegin Sillesi Beni
Nuri Sesigüzel - Gördükce Seni (U. H.)
Nuri Sesigüzel - Gülyüzlü Sultanim
Nuri Sesigüzel - Kahverengi Gözlerin
Nuri Sesigüzel - Kara Kas Gözlerin Elmas
Nuri Sesigüzel - Kaz Mezarci
Nuri Sesigüzel - Ölmek Istiyorum
Nuri Sesigüzel - Potbori (A) Sari Sabahlik (Uzun Hava) (B) Durma Güzel
Nuri Sesigüzel - Sen Adam Olamazsin
Nuri Sesigüzel - This Land Is Your Land


Nuri Sesigüzel - Maras Derler...

Nuri Sesiguzel - Aci Bana Kiyma Bana
Nuri Sesiguzel - Ariydim Bala Geldim (U.H.)
Nuri Sesiguzel - Ask Bir Izdirap
Nuri Sesiguzel - Beklenen Tren
Nuri Sesiguzel - Bekliyorum Sevgilim
Nuri Sesiguzel - Doldur Guzelim
Nuri Sesiguzel - Fabrikanin Calan Zili
Nuri Sesiguzel - Kacakcilar Toplandi (U.H.)
Nuri Sesiguzel - Kara Sevda
Nuri Sesiguzel - Maras Derler (U.H.)
Nuri Sesiguzel - Mehtap Suya Vurmus
Nuri Sesiguzel - Oksuz Oglan
Nuri Sesiguzel - Sahin Bey Agidi
Nuri Sesiguzel - Sen Sebep Oldun
Nuri Sesiguzel - Sevdali Gelin
Nuri Sesiguzel - Sevdigimi Alip Beni Aglattin
Nuri Sesiguzel - Suriye'den Ciktim (U.H.)


Nuri Sesiguzel - Minareci 12...

Nuri SesigÜzel - Adalara Gel
Nuri SesigÜzel - Ankara'lI Cemal'in Agiti (U.H)
Nuri SesigÜzel - Bu Derdime Derman Ararim (U.H)
Nuri SesigÜzel - Çarsida Çalisirim
Nuri Sesigüzel - Dönem Ben Bilirim Evinizin Yolunu (U.H)
Nuri Sesigüzel - Garibim Yüzüm Gülmez
Nuri Sesigüzel - Gidin Haber Verin Yarime (U.H)
Nuri Sesigüzel - Gönül Baglarinin Meralisin Sen
Nuri Sesigüzel - Gözlerim Görmez Oldu
Nuri Sesigüzel - Gözlerin Güldükçe Güldürür Beni
Nuri Sesigüzel - Gül Bir Defa Yüzüme Gül
Nuri Sesigüzel - Gül Dalina Konmus Bülbül Yavrusu (U.H)
Nuri Sesigüzel - Gülizar
Nuri Sesigüzel - Iki Turna Gider Alli Karali (U.H)
Nuri Sesigüzel - Tahta Taraba
Nuri Sesigüzel - Varin Söyleyin Serçeye
Nuri Sesigüzel - Yollarinda Agladim
Nuri Sesigüzel - Yükledin Üstüme Bu Gami Felek (U.H)


Nuri Sesiguzel - Minareci 3109...

Nuri Sesigüzel - Aglayan GÖzlerim
Nuri Sesigüzel - Arabamda Gidiyor Karadan
Nuri SesigÜzel - AralIk Evlerinde Vurular Beni
Nuri Sesigüzel - Atimi Bagladim Delikli Tasa
Nuri Sesigüzel - Çicekten Harman Olmaz
Nuri Sesigüzel - Derbederim
Nuri Sesigüzel - Derdim Söylemekle Bitmiyor
Nuri Sesigüzel - Doldur Güzel Doldur
Nuri Sesigüzel - Duman Duman Üstune
Nuri Sesigüzel - Gel Bana Kosa Kosa
Nuri Sesigüzel - Gurbet Yolu
Nuri Sesigüzel - Güzel Ne Güzel Olmussun
Nuri Sesigüzel - Karadir Kaslari
Nuri Sesigüzel - Karsi Dag Basina Varam
Nuri Sesigüzel - Malatyanin Kavaklari
Nuri Sesigüzel - Mecnun Gibi Aglar Gezim
Nuri Sesiguzel - Saahtan Ugradim Ben Bir Güzele
Nuri Sesigüzel - Siyah Zülfin Tarama
Nuri Sesigüzel - Urfa Daglari
Nuri Sesigüzel - Yesil Basli Telli Turnam
Nuri Sesigüzel - Yeter Güzelim Yeter


Nuri Sesiguzel - Nuranim Nuran

Nuri Sesiguzel - Atesten Sicaktir Ana Kucagi
Nuri Sesiguzel - Atimi Bagladim Igde Dalina
Nuri Sesiguzel - Bugün Ben Bir Güzel Gördüm
Nuri Sesiguzel - Celal Oglan
Nuri Sesiguzel - Derbederim
Nuri Sesiguzel - Derdimi Yazmaz Kalem
Nuri Sesiguzel - Dökülen Gözyaslarim
Nuri Sesiguzel - Evlerinin önu Ince Yokus
Nuri Sesiguzel - Fanni
Nuri Sesiguzel - Gönül Kusu Kanat Acmis
Nuri Sesiguzel - Gülmez Kaderime Küstüm
Nuri Sesiguzel - Gülperi
Nuri Sesiguzel - Kara Sevda
Nuri Sesiguzel - Nuranim Nuran
Nuri Sesiguzel - Öldürür Yara Beni
Nuri Sesiguzel - Sehit Cengiz Topelin Son Sözü
Nuri Sesiguzel - Vay Benim Arsiz Gönlüm


Nuri Sesigüzel - Öleyimmi Yasemin...

Nuri Sesiguzel - Adalara Gel & Fabrikanin Calar Zili
Nuri Sesiguzel - Askin Beni Deleyledi
Nuri Sesiguzel - Cin Cini
Nuri Sesiguzel - Felek Sen Ne Feleksen
Nuri Sesiguzel - Gercek Dost Bulamadim
Nuri Sesiguzel - Gidin Gidin
Nuri Sesiguzel - Golge Etme
Nuri Sesiguzel - Gonlun Neseyle Dolsun
Nuri Sesiguzel - Kasina Gozune Kurban
Nuri Sesiguzel - Oksuz Oglan (U.H.)
Nuri Sesiguzel - Oleyim Mi Yasemin
Nuri Sesiguzel - Sari Sabahlik (U.H.)
Nuri Sesiguzel - Yalanini Yiyim Senin


Nuri Sesiguzel - Seçmeler

Nuri Sesiguzel - Adalara Gelen
Nuri Sesiguzel - Aglayan Gozlerim
Nuri Sesiguzel - Askin Beni Del Eyledi
Nuri Sesiguzel - Bayramdan Bayrama
Nuri Sesiguzel - Fabrikanin Calan Zili
Nuri Sesiguzel - Felek Sen
Nuri Sesiguzel - Garipler Sokagi
Nuri Sesiguzel - Gercek Dost Bulamadim
Nuri Sesiguzel - Gidenin Uc Guzel
Nuri Sesiguzel - Gidin Gidin
Nuri Sesiguzel - Golge Etme
Nuri Sesiguzel - Gonlum Neseyle Dolsun
Nuri Sesiguzel - Karsiliksiz Sevenler
Nuri Sesiguzel - Kasina Gozune Kurban
Nuri Sesiguzel - Nem Alacakfelek Benim
Nuri Sesiguzel - Oksuz Oglan
Nuri Sesiguzel - Oleyim Mi Yasemin
Nuri Sesiguzel - Sari Sabahlik
Nuri Sesiguzel - Seni Sevdim Guzelim
Nuri Sesiguzel - Yalanini Yiyim Senin
Nuri Sesiguzel - Yar Demedin


Nuri Sesiguzel - Sende Yanliz Kalasin...

Nuri Sesiguzel - Ah Efendim
Nuri Sesiguzel - Asik Garip
Nuri Sesiguzel - Dane Dane Benleri Var
Nuri Sesiguzel - Gulusun Beni Yakar
Nuri Sesiguzel - Gurbet Elin Tasina
Nuri Sesiguzel - Hudey Hudey
Nuri Sesiguzel - Kapiyi Calan Kimdir
Nuri Sesiguzel - Katip Arzuhalim
Nuri Sesiguzel - Ozur Diliyorum Senden
Nuri Sesiguzel - Potbori
Nuri Sesiguzel - Sende Yanliz Kalasin
Nuri Sesiguzel - Yemen Ellerinden


Nuri Sesiguzel - Yarim Senden Ayrilali...

Nuri Sesiguzel - Aci Bana Kiyma Bana.mp3
Nuri Sesiguzel - Beklenen Tren.mp3
Nuri Sesiguzel - Bizde Üc Kardes Idik (U.H).mp3
Nuri Sesiguzel - Bu Dünyanin Hali Böyle.mp3
Nuri Sesiguzel - Cagirdim Bag Icinde.mp3
Nuri Sesiguzel - Gelen Bir Tas Vurur.mp3
Nuri Sesiguzel - Gözlerime Kan Doldu (U.H).mp3
Nuri Sesiguzel - Gurbet Beni Sarmis.mp3
Nuri Sesiguzel - Merhamet Leylam.mp3
Nuri Sesiguzel - Sende Yalniz Kalasin.mp3
Nuri Sesiguzel - Türkmendim Risvan Oldum.mp3
Nuri Sesiguzel - Yarim Senden Ayrilali.mp3
Nuri Sesiguzel - Yüzüme Gülmez Oldun.mp3


Nuri Sesiguzel - Zuleyha (2008)...

Nuri Sesiguzel - 01 - Dünya Ahiret Bacimsin.mp3
Nuri Sesiguzel - 02 - Yasemin Derdinleyim.mp3
Nuri Sesiguzel - 03 - Kerem Hiç Gülmedi.mp3
Nuri Sesiguzel - 04 - Gözümün Yasi Ile Bir Mektup Yazdim.mp3
Nuri Sesiguzel - 05 - Karaymis Yazim.mp3
Nuri Sesiguzel - 06 - Karni Büyük Öbür Dünya.mp3
Nuri Sesiguzel - 07 - Ah Neyleyim Gönül.mp3
Nuri Sesiguzel - 08 - Gel Yar Seninle Otursak Köske.mp3
Nuri Sesiguzel - 09 - Züleyla.mp3
Nuri Sesiguzel - 10 - Kaç Yildir Ayriyim.mp3
Nuri Sesiguzel - 11 - Ver Öpeyim Elini (Annem).mp3
Nuri Sesiguzel - 12 - Dane Dane Benleri Var Yüzünde.mp3

http://t3.pixhost.org/show/3226/16616125_1nuri-sesiguzel.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616126_2nuri-sesiguzel.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616127_nuri-sesigzel-aci-bana.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616130_nuri-sesigzel-aci-bana2.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616131_nuri-sesigzel-ask-atesi.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616133_nuri-sesigzel-bastmz-kara-toprak.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616134_nuri-sesiguzel-dertli-mektup-yeni.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616135_nuri-sesigzel-dertli-mektup2.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616136_nuri-sesiguzel-durma-guzel-durma.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616137_nuri-sesiguzel-garibim.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616138_nuri-sesiguzel-garipler-sokagi-1-2.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616140_nuri-sesiguzel-garipler-sokagi-ic.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616141_nuri-sesiguzel-garipler-sokagi-0001.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616142_nuri-sesigzel-gonul-kusu.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616143_nuri-sesiguzel-guluzar.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616144_nuri-sesiguzel-gurbet-lp.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616145_nuri-sesiguzel-karsiliksiz-sevenler.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616146_nuri-sesiguzel-kraln-klasikleri.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616147_nuri-sesigzel-kraln-klasikleri.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616148_nuri-sesiguzel-maras-maras-derler-turkuola-1106.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616149_nuri-sesiguzel-nuranim-nuran.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616150_nuri-sesigzel-leyimmi-yasemin.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616151_nuri-sesigzel-sende-yanliz-kalasin-a.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616152_nuri-sesigzel-sende-yanliz-kalasin-b.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616153_nuri-sesigzel-sende-yanliz-kalasin-c.jpg http://t3.pixhost.org/show/3226/16616154_nuri-sesigzel-sende-yanliz-kalasin-d.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616155_nuri-sesigzel-yavuz-plak-8855.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616156_nuri-sesigzel-yavuz-plak-1001-lp.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616157_nuri-sesiguzel-zuleyha-2008-1.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616159_nuri-sesiguzel-zuleyha-2008-2.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616160_nuri-sesiguzel-asik-oldum.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616161_nuri-sesiguzel-bastigimiz-kara-topr-45-lik.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616162_nuri-sesiguzel-bir-fincan-kahvenin-damla-damla.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616163_nuri-sesiguzel-damla-damla-akti-yasim.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616164_nuri-sesiguzel-gulusun-beni-yakar-zuleyha.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616165_nuri-sesiguzel-gurbet-eline-tasina-turkuola.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616166_nuri-sesiguzel-gurbet-elin-tasina-karaymis-yazim.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616167_nuri-sesiguzel-karsiliksiz-sevenler.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616168_nuri-sesiguzel-lp.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616169_nuri-sesiguzel-maras-maras-derler.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616170_nuri-sesiguzel-sac-beyaz-olmus.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616171_nuri-sesiguzel-vah-yazik-olmus-dertli-mektup.jpg http://t2.pixhost.org/show/4677/16616172_nuri-sesiguzel-yallah-sofor.jpg
ë